30 Oca 2010 @ 6:22 PM 

İnternet alemi Mybrute ile Omegle ile çalkalandı bir süre. Birkaç hafta geçtikten sonra bu sitelerin kullanıcıları sanki sözleşmiş gibi bir anda bıraktılar kullanmayı. Neydi peki bırakmalarının sebebi? Uygulamanın devamlılığı yoktu çünkü. Bir süre sonra her şey tekrar etmeye ya da laçkalaşmaya başlamıştı.

Alexa - Dünyadaki yaklaşık ziyaretçi eğilimleri

Formspring.me

Formspring sitesi alışılageldiğinin aksine blogcular tarafından değil sözlükçüler tarafından daha çok rağbet gördü. Çünkü tek kullanımlık hızlı bir eğlence anlayışı vardı ve bu sözlük içi iletişim için daha uygun bir kavram. Yine de az sayıda blogcu siteyi etkin bir şekilde kullanıyor diyebiliriz. Sözlükçüler işin geyiğindeler yine.

Özetle Formspring kişiye özel soru sorma sistemi. Bir hesap açarsınız ve “formspring.me/kullanıcıadı” şeklinde bir profil sayfanız olur. İnsanlar size anonim ya da üye olarak soru sorarlar. Siz aralarından dilediğinizi cevaplarsınız. Sizin cevaplamadığınız sorular başkaları tarafından görüntülenmez. Son olarak Twitter gibi sitelerden aşina olduğumuz “follow” sistemi ile beğendiğiniz kişileri takip edebilirsiniz.

Formspring benim tasarım olarak beğenmediğim ama özellik olarak hayran kaldığım bir site. Öncelikle optimum bir site olmuş, yani temelde çok basit olmasına karşın en ince detayı bile düşünülerek yapılmış. En ufak aşırı özellik eklenmemiş. Şu hali onun uzun süreli olmasını sağlıyor diyebiliriz. Patlamasından haftalar sonra hala popülerliğini koruyor.

Siteyi kullanmayı bırakanlar internette çok popüler insanlar; mesela Ekşi Sözlük’ün sahibi ssg nikli Sedat Kapanoğlu. O kadar çok soru gelmiş ki en sonunda pes edip bırakmak zorunda kaldı.

Dediğim gibi siteyi genelde saçma sorulara saçma cevaplar verip geyik çevirmek amacıyla kullanıyoruz ama istisnalar yok değil. Alanında yetkin kişilere merak ettiğimiz ciddi soruları sormak için harika bir ortam. Birkaç tanesini tanıtayım.

mserdark: Serdar Kuzuloğlu’nun sayfası, kendisi teknolojiyi çok iyi bilen ve en iyi anlatan insanlardan biri.

gguru: Ekşi Sözlük’te bir dönem moderatörlük yapmış, şu sıralar Facebook’da çalışan bilgisayar programcısı.

ipek23: Benim de takip ettiğim çok güzel bir bloga sahip (kaynagiminsan.com) insan kaynakları danışmanı.

meren: Bilgisayar programcısı, Pardus yazılım ekibinde görev almış, biyoloji üzerine yurt dışında doktora yapan fotoğrafçı kişilik. İlgilendiği konular hakkında soru sorunca içtenlikle cevaplıyor.

darkblack: Bu da ben. Ben Formspring’i geyik amaçlı kullananlardanım. Canınız sıkılınca bi soru sorun.

OpTiOnS: Bunun da uzmanlık alanı mühendislik uygulamaları. Options bir insan kendisi, her tür teknik soruyla terletebilirsiniz.

Siz de kendi profil sayfanızı yorum olarak yazabilirsiniz.
Yazan: Deniz
Son Düzenleme: 30 Oca 2010 @ 06:22 PM

E-mailLinkYorumlar (3)
Tags
 26 Oca 2010 @ 3:24 PM 

Sonunda Google devasa bir Google Account veritabanına sahip olduğunu anladı ve bunu kullanmaya karar verdi.

Bookmark Sync

Yer imleri eşitleme özelliği Chrome’nin 4. sürümünde destekleniyor ve hali hazırda her platformun geliştirilme numarası farklı olduğundan şu anda kullandığınız sürümde bu özellik yer almayabilir. Dördüncü sürüm piyasaya çıktığında kullanmaya başlayabileceğiz. Özellik yer imlerimizi eşitlemeye yarıyor. Böylece farklı bilgisayarlardaki yer imlerimizi eşitleyebilir, formattan sonra yer imlerimizi geri getirebiliriz. Ek olarak yer imlerimizi “Anahtar” işaretli (Sağ üstte sağdaki) menüden “Yer işareti yöneticisi” özelliğinden, “Araçlar” ve son olarak “Yer işaretlerini dışa aktar” diyerek bilgisayarımıza kaydedebiliyoruz. Aynı şekilde “İçe aktar” diyerek de bilgisayarımızdaki yer imlerimizi Chrome’ye aktarabiliyoruz.

Uygulamamıza dönecek olursak, Bookmark Sync özelliğini Anahtar işaretli menüden “Sync Bookmark” özelliğini seçerek kullanıyoruz. Yer imlerimiz anında Google Docs hesabımıza aktarılıyor. İşte bu kısmı gerçekten çok faydalı olmuş zira Google Docs hesabımıza girerek yer imlerimizi kategoriler halinde görebiliyor ve istediğimiz siteyi tıklayarak ziyaret edebiliyoruz.

Son olarak Xmarks eklentisi Firefox tarayıcısında en başarılı yer imi eşitleme yazılımıydı. Chrome versiyonu da var yalnız şu sıra hatalarla boğuşuyor.

Chrome Extensions

İlk sürümünden itibaren beklenen eklenti desteği nihayet geldi. Bir anda Firefox’un en başarılı eklenti üreticileri, eklentilerini Google Chrome’a entegre etmeye başladılar. Uygulamanın güzel tarafı eklentilerin yüklenmesi/kaldırılması için tarayıcının yeniden başlatmaya ihtiyaç duymaması. Hali hazırda yüzlerce eklenti yazılmış durumda. En beğendiklerimi aşağıda listeledim.

  1. StumbleUpon: İnternette yapacak bir şey bulamıyorsanız StumbleUpon tam size göre. Kategorinizi seçin ve Stumble butonuna basın, StumbleUpon içeriği kullanıcılar tarafından oluşturulan site arşivinden bir tanesini önünüze getirsin.
  2. Xmarks: Yukarıda bahsettiğim gibi eklentilerinizi eşitlemeye yarayan kullanışlı bir uygulama.
  3. Forecastfox Weather: Çok kullanışlı hava durumu uygulaması. Türkiye desteği ve ek özellikleri şahane.
  4. WOT: Web of Trust kelimesinin ilk harfleri ile oluşan eklenti arama sonuçlarınızdaki, maillerinizdeki linkleri kontrol ederek zararlı olup olmadığını denetliyor. Tarayıcı hızını fazla düşürmeyen eklenti tatminkar sonuçlar veriyor.
  5. RSS Subscription: Bulunduğunuz sayfada RSS bağlantı varsa arama çubuğunda (omnibox) RSS ikonu gözüküyor. Tıklayarak sitenin RSS adresine kaydoluyorsunuz.
  6. AdThwart: Adblock türevi eklenti, internetteki reklamları engellemeye yarıyor. Uzun süredir Google Adsense reklamı görmedim.
  7. PageRank Display: Google Toolbar’ı sadece Pagerank özelliğinden dolayı yükleyenler bu uygulamayı sevecekler çünkü sadece bulunduğunuz sayfanın Pagerank değerini gösteriyor.
  8. Webpage Screenshot: Açık olan web sayfasının resmini çekiyor. İsterseniz o an görünen yüzünü, isterseniz tüm sayfayı imaj olarak kaydedebiliyorsunuz.
  9. Symtica: Siz de benim gibi tüm Google uygulamalarını kullanıyorsanız bu eklenti Google uygulamalarına bir hızlı erişim görevi görüyor.
  10. Evernote Web Clipper ve Ibrii: İkisi de aynı işe yarıyor, web sayfalarının bir kısmını kaydetmenize yarıyor (Türk muadili için Marro.ws). İster yazı, ister resim, ister video, neredeyse tüm formatları destekliyor. Ben ikisini de başarılı bulmadım ama alanında daha iyilerini de görmedim açıkçası.
 21 Oca 2010 @ 5:53 PM 

Kitap takas sistemi ilk aklıma geldiğinde bunun çok zekice olduğunu düşünmüştüm. Çünkü bilirsiniz, bilgi paylaşıldıkça çoğalır. Evimde devasa kütüphanem yok. Sağda solda duran kitapları gördükçe kapladıkları gereksiz yerden dolayı ve boşu boşuna yer kapladıklarından dolayı içim cız ediyor. Çünkü çok az kitabı ikinci kez okurum. Atmaya ya da satmaya kıyamadığım/uğraşamadığım için kitaplarımı okuduktan sonra arkadaşlarıma veriyorum. İstiyorum ki muhteşem bir sinerji yakalayalım, kitabı verdiğim arkadaş okuduktan sonra birilerine versin, sonra o da versin filan… Neticede bugün Türkiye’de çok az kişi kitap okuyor (yamulmuyorsam 6 Türk senede 1 kitap okuyor gibi bir istatistik vardı).

Bu fikiri nasıl pratiğe dökerim diye düşünürken, bir yandan da internette yapılmış başarılı kitap takas sistemleri var mı diye araştırırken burnumun dibinde, bir süredir kullandığım Takas Merkezi sisteminin çok başarılı bir şekilde kitap takas işine girdiğini öğrendim. Üstelik böyle ödüllü mödüllü olmuş, güzel olmuş. Kendi projemden vazgeçip kitaplarımı Takas Merkezi’ne koymaya başladım.

Takas Merkezi

Takas Merkezi’nden kısaca bahsetmek gerekirse, içinde paranın dönmediği, ister açık artırmayla ister hemen al fiyatıyla ürünlerinizi satabildiğiniz bir e-ticaret sitesi. Ürünleriniz puan üzerinden satılıyor ve buradaki 1 puan gerçek hayattaki 1tl’ye eşit oluyor. Örneğin cep telefonu satacaksınız ve 100 lira istiyorsanız ürünü 100 puandan satışa çıkartıyorsunuz. Biri gelip sizin ürününüzü aldığında hesabınıza 100 puan ekleniyor. İşte bu 100 puan ile sitede bulunan ürünler arasından istediğinizi alabiliyorsunuz. Ayrıca almak istediğiniz bir ürün olduğunda hesabınıza gerçek para ile puan ekleyebiliyorsunuz. Daha sonra ürün sattığınızda paranızı geri alıyorsunuz.

Kitap olayına dönersek, 1 aylığına sürecek kitap kampanyası ile kitaplarımız sıfır fiyatları baz alınarak satılacak. takasmerkezicom üye isimli havuz hesabında toplanıp satılarak, güvenliği sağlanan ticarette ayrıca komisyon ve kargo paralarımız da bu kampanya dahilinde hesabımıza puan olarak eklenecek. En çok değerde kitap satan üye ise Sagem Musicbox kazanacak. Ayrıntılar şurada.

Ödül filan değil de, hem korsana bir dur demek, hem de kitaba daha az para vermek için geliştirilmiş oldukça efektif bir yol bu. Üstelik neredeyse bir kitap parası olan kargo ücretlerinden de dolaylı olarak yırtmış oluyoruz. Bu arada, benim kafamdaki ütopik projede bana bir kargo şirketi sponsor oluyordu. Kitapları ücretsiz getirip götürüyordu. Ağaçlar kesilmiyor, korsancılar haram yemiyordu. Türkiye’de kitap okuma oranı bir anda fırlıyor, bu kültürel gelişime ön ayak olduğum için Nobel alıyordum.

Yazan: Deniz
Son Düzenleme: 21 Oca 2010 @ 05:53 PM

E-mailLinkYorumlar (1)
Tags
 21 Oca 2010 @ 3:39 PM 

Bugün Ubuntu için yazılmış 2 adet faydalı program önereceğim.

Ubucompilator

Bu uygulama henüz 0.01 sürümü yayında olduğundan tam stabil sayılmaz. Ben en azından yükleme ve çalıştırma aşamasında sorunlar yaşadım. Yaptığı şey çok faydalı. Programların kaynak kodlarını (soruce kod) .deb uzantılı yüklenebilir paketlere çeviriyor. Böylece internetten indiridiğiniz kaynak kodlarını iki tıkla yüklenebilir hale getirebiliyorsunuz. Şurada ayrıntılı bir video ile anlatılmış.

Ubuntu Tweak

Her Ubuntu kullanıcısının mutlaka sahip olması gereken bu program oldukça gelişmiş bir sistem yöneticisi. Sistemimizle ilgili her türlü bilgiye ve ayara bu program vasıtasıyla ulaşabiliyoruz. Öyle ki depoların, yüklenip kaldırılan programların ve önbelleğin temizliğini yaparak sistemi hızlandırıp diskinizden kayda değer miktarda yer açabiliyorsunuz. Başlangıçta çalışan programlara hükmedebiliyorsunuz. Depo listesini yenileyebiliyor, program güncellemelerini ve sistem güncellemesini otomatik yapabiliyorsunuz. Bunlar gibi önemli bir sürü özelliği var. Programı kendi sitesinden indirebilirsiniz.

Yazan: Deniz
Son Düzenleme: 21 Oca 2010 @ 03:39 PM

E-mailLinkYorumlar (1)
Tags
 19 Oca 2010 @ 2:31 PM 

Google Docs resmi blogundan yapılan açıklamaya göre önümüzdeki haftalarda devreye girecek yeni özelliklerle Google Docs’un kapasitesi 1gb’a yükselecek ve her dosya için upload sınırı 250mb olacak. Ayrıca Google sadece ofis dosyalarını değil, her türlü formatı destekleyecek. Bu özellik ile Google Docs’u verilerimizi kaydettiğimiz ücretsiz bir depolama alanı gibi kullanabileceğiz.

Benim üzerinde durduğum en önemli özellik bu. Hali hazırda Gmail’in verdiği 7gb alan için Gmail Drive gibi üçüncü parti yazılımlar ile, Gmail’imizi elverişsiz bir depolama alanı gibi kullanabiliyoruz. Dropbox gibi servisler ile ücretsiz 2gb’a kadar alana sahip olabiliyoruz. Microsoft’un Skydrive uygulaması ise 25gb alan vermesinin yanında 50mb dosya upload sınırı koyması ve klasörleri senkronize etmesinin dışında herhangi bir masaüstü upload yazılımı bulundurmaması ile sınıfta kalıyor.

Benim bu büyük firmalardan beklediğim, bir sürücü gibi kullanabileceğim, kısmen yüksek boyutlu, ücretsiz ve upload sınırı makul (250mb gibi) bir servisin olması. Google’ın Googlepages servisini iptal etmesi ile buradan kazandığı yüzlerce mb alanı kullanıcılara böyle bir depolama servisi olarak vereceğini düşünmüştüm. Bence Google bunu yaparsa çok ses getirir çünkü insanların bu tarz bir uygulamaya ihtiyacı var. Hali hazırda onlarca depolama alternatifi bulunmasına karşın hala insanların veri paylaşımı için ücretsiz Rapidshare servisini kullanmalarını başka türlü açıklayamıyorum.

Ek olarak, Google’ın, Gmail, Picasa ve Docs servislerinde sunduğu ücretsiz alanı yetersiz bulursanız cüzi miktarlar karşılığında hayvani boyutlara sahip oluyorsunuz. Örneklemek gerekirse senede 5$’a tüm bu servislerde 20gb alana sahip oluyorsunuz.

Bu arada geçtiğimiz günlerde Google’dan yapılan iddialı açıklama ile 2010 yılında Google Docs’a eklenecek 50 kadar özellikle birlikte insanların artık Microsoft Office servislerine ihtiyacının kalmayacağı öne sürülmüştü. Bu açıklamanın sonuçlarını merakla bekliyorum.
Yazan: Deniz
Son Düzenleme: 19 Oca 2010 @ 02:31 PM

E-mailLinkYorumlar (0)
Tags
 18 Oca 2010 @ 12:42 PM 

Bugün sizlere iki adet eğlenceli Linux oyunu tanıtacağım. İleriye dönük planlarım arasında daha çok oyun tanıtmak olduğu için (1) yazdım.

Bildiğiniz gibi oyun firmalarının çoğu Linux’a direk destek vermiyorlar. Bunda Linux kullanıcılarının genelinin oyun sever olmaması büyük etken. Bu durum kaliteli, grafikleri güzel oyunlar çıkmasını engellese de açık kaynak dünyası başarılı oyunlar üretmeye devam ediyor. Windows platformunda oynadığımız oyunların neredeyse tamamını Wine uygulaması ile Linux platformlarında oynayabileceğimizi belirterek, bugün tanıtacağım oyunlara geçiyorum.

Extreme Tux Racer

Bu eğlenceli oyunda Linux’un simgesi pengueni başrolde görüyoruz. Oyunda karlı dağların arasında sevimli penguenimiz ile kayarak olabildiğince fazla sayıda balık yakalamanın yanında süre bitmeden finish çizgisine ulaşmaya çalışıyoruz. Oyun yön tuşları ile oynanıyor ve hiç kolay değil. İlk seviyeyi geçemedim.

Extreme Tux Racer

Neverball

Linux dünyasında fazlaca tanınmasına rağmen bilmeyenler için bir kez de ben tanıtayım istedim. Neverball, muadillerini illaki bir yerlerde oynamış olacağınız, topu dengede tutma oyunu. Dengedeki topu mouse yardımı ile ilerleterek altınları topluyoruz ve yeterli sayıda altın topladığımızda kapı açılarak bölümü bitirerek bir sonraki bölümü aktif ediyoruz. Bu oyun da basit ve eğlenceli bir oyun.

Neverball

Tanıttığım iki oyun da sistemi yormayan, basit, fazla grafik içermeyen ama boş vakitlerinizi değerlendirmek için birebir oyunlar. Zevkle oynayacağınızı umuyorum.

Yazan: Deniz
Son Düzenleme: 18 Oca 2010 @ 12:42 PM

E-mailLinkYorumlar (2)
Tags
 17 Oca 2010 @ 7:15 PM 

Bugün sizlere birbiri ile alakalı iki adet program tanıtacağım. Programlar elbette Linux dağıtımlarında çalışıyorlar. Windows muadilleri mevcut olmalı.

gDesklets

gDesklets programı masaüstümüze dilediğimiz uygulamaları ekleyip kaldırabildiğimiz bir nevi gadget. Bunlar arasında hava durumu, yapışkan notlar, ram ve işlemci yükü, işlemci sıcaklığı gibi illaki beğeneceğimiz uygulamalar mevcut. Bünyesinde sahip olduğu onlarca uygulamanın yanında internetten uygulama indirip kurabiliyoruz. Bu uygulamalar masaüstünde bir kutu içinde duruyor. Programı depolardan indirip kurabileceğiniz gibi gDesklets‘in kendi sitesini ziyaret ederek de kurabilirsiniz.

gDesklets

Avant Windows Navigator

Bu uygulama gDesklets’den farklı olarak masaüstümüze bir hızlı başlat menüsü ekliyor. Macintosh yüklü bir sistem görmüş olanlar ne demek istediğimi anlamışlardır. Bu menüye dilediğimiz uygulamaları ekleyerek tek tıkla ulaşmamız mümkün oluyor. Elbette bu uygulama ile gDesklets’de kullandığınız gadgetların çoğunu kullanabiliyoruz ama gadgetlarımız bu menü üzerine diziliyorlar. Bu uygulamayı da depolardan ya da kendi sitesinden indirebilirsiniz.

Avant Window Navigator

Bu iki alternatifin dışında eğer Ubuntu kullanıyorsanız, üstteki panele sağ tıklayarak “Panele Ekle” seçeneğini seçerek program yüklemeden sisteminiz ile ilgili birçok uygulama ekleyebilirsiniz.

Yazan: Deniz
Son Düzenleme: 17 Oca 2010 @ 07:17 PM

E-mailLinkYorumlar (0)
Tags
 11 Oca 2010 @ 6:35 PM 

Uzun sayılabilecek bir süredir sırf Yahoo Adress Guard özelliği yüzünden Yahoo Mail kullanıyordum. Gmail’e alışmış bir bünye için Yahoo Mail o kadar zor ki, en sonunda ben filtrelerimle mutluyum diye Gmail’ime geri döndüm. Ben Yahoo’daki kayda değer bildirimleri Gmail’e taşırken arkadaşım Hasan süper bir bilgi verdi. Tam aradığım zamanda, tam da aradığım şeydi bu.

Bildiğiniz üzere Gmail’de mail adreslerinizde kelimelerin arasına sadece nokta koyabiliyorsunuz. – _ gibi atraksiyonlar yok. Bu cepte dursun.

Diyelim sizin ahmet diye bir mail adresiniz var. Yani ahmet@gmail.com

ahmet kelimesine + işareti ve yanına ekleyeceğiniz herhangi etiket ile oluşturulan mail adresi, yine sizin orjinal mail adresiniz oluyor. Örneğin ahmet+mehmet@gmail.com adresine atılan mailler direk ahmet@gmail.com adresine gidiyor. Siz artık oradaki mehmet kelimesini canınız ne isterse yaparsınız. Üstelik bunun bir sınırı yok.

Bunun bize sağladığı yarar nedir? Örneğin sadece içeriği görebilmek adına balonmail gibi tek kullanımlık mail derdine düşmemiz gerekmeyecek. Misal ahmet+gereksiz@gmail.com diye bir hesabı bu gereksiz sitelere ayırabiliriz. Sonra da filtrelerden bu maile gelen postaları direk sil ya da Gereksiz klasörüne yolla gibi filtreler oluşturarak mail hesabınızı düzenli tutabilirsiniz.

Aynı özelliği Yahoo ve Hotmail için de denedim. Hatta birkaç farklı işaret denedim ama hiçbiri olumlu sonuç vermedi. Bilmediğim bir şey varsa yorumda düzeltebilirsiniz.

Yazan: Deniz
Son Düzenleme: 11 Oca 2010 @ 06:35 PM

E-mailLinkYorumlar (0)
Tags
Etiketler: , , ,
Kategoriler: İnternet
 11 Oca 2010 @ 5:16 PM 

Metal müzikle ya da elektronik gitarla alakası olmayan insanların rastlamamış olabileceği, rastlayanların ise kafayı kırarak ne olduğunu aradığını tahmin ettiğim “Betcha Can’t Play This” efsanesine son noktayı koyuyorum.

Betcha ingilizcede “bet you (bahse girerim)” manasının bir türevidir (aynı gotcha/got you gibi).

Şimdi sağda solda (özellikle youtube’de) rastlayabileceğiniz, ünlü grupların ünlü gitarcılarının en az bir tane “Betcha Can’t Play This” videosu mevcut. Bu gitarı yemiş bitirmiş, bütün olarak çıkartmış devam eden arkadaşlar hayvanı pickinglerle, hayvani sololar atarak bir nevi, “Bahse girerim bunu çalamazsınız” ambiyansı yakalıyorlar. Biraz mütevazı olanları videonun devamında ağır çekim tekrar çalıyor. Yine de sololar çalınabilir gibi değil.

Örnek olması açısından en beğendiğim 3 tanesini buraya koyuyorum (youtube). Related diye diye nicesine sarılırsınız artık.

Chris Broderick – http://www.youtube.com/watch?v=xkpZ645ztl0

Andy Timmons – http://www.youtube.com/watch?v=n5p-i-jGc0s

Doug Aldrich – http://www.youtube.com/watch?v=l3mDlJlR_o8

Yazan: Deniz
Son Düzenleme: 13 Oca 2010 @ 04:04 PM

E-mailLinkYorumlar (0)
Tags
 09 Oca 2010 @ 3:30 PM 

Akıllı telefonlarda flash desteği çok fazla gözetmediğimiz bir özelliktir. Genelde insanlar kameranın pikseline, çoklu dokunmatiğe ya da wireless gibi özelliklere bakarlar. Peki hiç bu muhteşem telefonlar ile internete girdiğinizde youtube.com’dan video izleyemeyeceğinizi düşündünüz mü? iPhone’da youtube uygulaması var demeyin. Tüm flash sitelerden bahsediyorum. Bugün internetteki çevirimiçi videoların %90′ı flash tabanlı. Bugün internet flash oyunları kaynıyor. Bugün siteler flash ile yapılıyor. Örnekleri çoğaltmak mümkün. Bugün ben hala Nokia 1100 kullanıyorsam sebebi keseme uygun flash destekli bir cep telefonu olmamasındandır.

Google Nexus One kıvrımlı hatları ile dikkat çekiyor.

Google’ın cep telefonunda ne gibi farklılıklar var diye bakınırken ve Google’ın bu hamlesi ile çok büyük bir hata yaptığını düşünmeye başlamışken birden full flash desteğini gösteren bir video ile karşılaştım. Bizzat Adobe çalışanı tarafından çekilmiş videoda eleman Nexus One ile flash oyun cenneti miniclip.com’a girerek bir oyun seçiyor ve takılmadan oynuyor. Yine bir başka sitede bulunan flash videoyu bufferlayarak izliyor. Tüm bu süreçte bir donma, kullanışlılığı azaltan en ufak bir yamulma yok. Ekran küçük, ama sitenin flashlı bölümüne zoom yapınca bu sorun da ortadan kalkıyor. Harkulade.

Google Nexus One’dan kısaca bahsetmek gerekirse, Avrupada 529$ fiyat etiketiyle satışa sunuldu. Bu fiyat anlaşmasız fiyat. Ayda 80$’a internet ve bedava dakika alternatifli 24 aylık taahhüt yapabiliyorsunuz.

Beni en çok etkileyen özelliklerinden biri de işlemcisi oldu. Üründe Htc Hd2 modelinde de gördüğümüz hayvansı 1GHZ Qualcomm işlemci kullanılmış. Bu şu sıralar akıllı telefon için en iyi işlemci alternatifi.

Ürün 4gb hafıza kartı ile geliyor ve 32gb’a kadar micro-sd kart destekliyor. 5mp auto focuslu, led flaşlı kamerası ve 3.5mm kulaklık girişi var. Ayrıntılar için Google Phone sitesine gidin. Zaten ürün sadece bu siteden satılıyor ve haliyle şu sıra Türkiye’ye gönderimleri yok.

Ürün hakkında yapılan yorumlar kısaca şöyle. iPhone’u tahtından etmekten uzak ama başarılı bir telefon olduğu yönünde eleştiriler var. Ayrıca bu Google ailesinin tek telefon modeli olmayacak. Cihazın donanımını Htc firması üstlenmiş ve yeri gelmişken Nexus One Android 2.1 işletim sistemi kullanıyor.

Yazan: Deniz
Son Düzenleme: 09 Oca 2010 @ 03:30 PM

E-mailLinkYorumlar (0)
Tags

 Son 50 Yazı
 Geri
http://denizatm.com
Temayı Değiştir...
  • [Çıkış Yaptı]
  •  
  • Kullanıcılar » 2
  • Yazılar/Sayfalar » 51
  • Yorumlar » 52
Temayı Değiştir...
  • BoşBoş
  • YaşamYaşam
  • YeryüzüYeryüzü
  • RüzgarRüzgar
  • SuSu
  • AteşAteş
  • IşıkIşık « Varsayılan
Toplam 2 sayfa, 1. sayfa gösteriliyor.12