Last.fm‘i bilmeyen müzik severler acilinden öğrensinler. Ben şimdi burada, “Online müzik dinleyebildiğimiz ve dinlediğimiz müziklerin istatistiğini tutarak bizimle benzer müzik zevklerine sahip kişilerle sosyal ortamda arkadaş olmamızı sağlayan ve dinlediklerimizden yola çıkarak bize yeni ufuklar açan önceleri ücretsiz, şimdilerde ücretli harika bir sosyal müzik sitesidir.” desem haksızlık etmiş olurum. Çünkü Last.fm bundan çok daha fazlası, inanın bana.
Bilgisayarda müzik dinlemeyi sevmeyen ama müzik dinlemeyi seven ve neyi ne kadar dinlediğimi merak eden biri olarak Last.fm’i esasen istatistik amaçlı kullananlardanım. Last.fm’in esas mevzusu kendi yazılımı üzerinden bir nevi online radyo misali müzik dinlemenize olanak sağlamasının yanında kendi müzik arşivinizden dinlediğiniz şarkıların istatistiklerini de tutarak veritabanında biriktirmesi. Bu bakımdan iPod/iPhone üzerinden dinlenilen şarkıların istatistiğini Last.fm hesabımıza yollayabildiğimizi (Skroplamak) belirteyim. Bunun için şu ücretsiz yazılımı edinmenizi gerekmekte. Ayrıca Android telefonlar da unutulmamış. Hal böyle olunca acaba benim sahip olduğum Sony A818 mp3 çalar üzerinden de aynı işlemi yapabiliyor muyuz diye düşünmeden edemedim.
Sonuç olarak Zenses adında, esasen Creative Zen mp3 çalarlar için geliştilen Last.fm tarafından desteklenen henüz beta aşamasında bir yazılım buldum. Wikipedia sayfasına göre açık kaynak kodlu Zenses programı hali hazırda iRiver Clix, Sandisk Sansa, Samsung Yepp, Microsoft Zune, Toshiba Gigabeat Line ve elbette Creative Zen modellerinde sorunsuz çalışıyormuş. Zenses forumlarında Sony Ericcson‘un bazı cep telefonu modellerinde ve Nokia N900 modelinde çalıştığını söylemişler. Maalesef benim Sony A818 mp3 çalarımda denedim ve yazılım hangi şarkıyı kaç kere dinlediğim bilgisini cihazdan alamadı. Zaten forumda birkaç kişi daha beceremediğini belirtmişti. Yine Wikipedia’da bağlantı arabirimi olarak MTP (Media Transfer Protocol) kullanan cihazların desteklendiği söylenmiş, benim mp3 çalarım maalesef Sony’nin her şeyi ben bilirim tavrı yüzünden bu protokol ile çalışmıyor.
Özetle şayet kullandığınız mp3 çalar modeli destekleniyorsa Zenses uygulamasını şu anda sadece Windows üzerinde olmak kaydıyla mutlaka denemelisiniz. Kullanımı oldukça basit. Mp3 çalarınızı bilgisayara bağlayın, program zaten cihazı görecektir. “Fetch Tracks” butonuna basın, bundan sonrası doğaçlama, altta dinlediğiniz şarkılar listelenir büyük ihtimalle. Bu bilgileri Last.fm profilinize yollamak için “Authenticate with Last.fm” butonunu kullanın. Last.fm kullanın.
2 Nisan 2010 Cumartesi sabahı sıcacık bir güne İdefix’in e-kitap ile ilgili müjdesiyle uyandım. Mail kısaca İdefix’inde aralarında bulunduğu Ebi A.Ş.’nin genel müdürü Mehmet İnhan’ın yazdığı samimi bir mektuptan ibaretti. Mehmet İnhan kısaca böyle bir olayda öncü olduklarından ötürü memnuniyetini belirtiyor, 15 Nisan’ı beklememiz gerektiğini söylüyor ve destek verenlere teşekkür ediyordu. Dediği gibi yaptım, 15 Nisan’ı bekledim. Bu arada benim gibi sabırsız olanlar ama kenarda köşede gönlünce harcayabileceği 600 lirası olanlar için şimdiden 2 adet e kitap cihazı ön siparişe sunulmuştu.
Reeder: Gerçekten harika bir cihaz. Kapasitif dokunmatik ekrana sahip. Tüm popüler formatları destekliyor (kendi yazılımı ile tüm popüler formatları kendi formatına çeviriyor). Müzik çalıyor, resim dosyalarını açıyor. E-ink teknolojisine sahip. Kendi sitesinden havale ile 629 liraya satın alabiliyorsunuz. Bunun dışında İdefix fiyatı 550TL + KDV ve son olarak gittigidiyorda her seferinde 3 adet olmak üzere açık artırmaya sunuluyor. Burada da her ne hikmetse fiyatlar 600 civarı sonlanıyor. Reeder’ın benim için tek kafa karıştırıcı yanı dokunmatik ekran performansı. Deneyenler e-ink ekranın üzerine dokunmatik katmanın gelmesiyle yazıların bulanıklaştığını söylüyorlar. Aslında böyle bir cihaz için dokunmatik ekran çok da gerekli değil.
Cybook Opus: Bu cihaz için yüksek kontrast denmiş ama öyle sanıyorum ki e-ink teknolojisini kullanan tüm cihazların kontrast ve ekran kaliteleri birbirlerine benzerdir. Dolayısıyla Cybook Opus dokunmatik bir ekrana sahip olmayarak bende daha büyük bir güven yaratıyor. Öte yandan mp3 dosyalarını dahi çalamaması, tek işinin elektronik kitap olması (tam da benim istediğim gibi) buna rağmen fiyatının düşük olmaması onu da almamam için geçerli nedeni verdi bana.
15 Nisan’a kadar beklerken boş durmadım elbette, Ebay’dan Kindle ve türevlerinin açık artırmalarını izledim, diğer elektronik kitap cihzalarını araştırdım. Maalesef gördüm ki başta Amazon Kindle ve Sony Reader olmak üzere şirketler ne kadar çok satarsa satsın -ki Kindle’ın satış rakamının milyonları bulduğu söyleniyor- fiyatları bir türlü düşmüyor. Şu sıra tüm elektronik kitaplar benzer teknolojilere ve benzer fiyat etiketlerine sahipler. Bulabildiğim en ucuz elektronik kitap Kobo eReader ve o da 150$ fiyat etiketine sahip ama 2010 mayısında satışa sunulacakmış. Türkiye’ye yollamadıklarını söylememe gerek yok sanırım. Zaten Kindle’ın uluslararası sürümü bile yüzlerce ülke arasından Türkiye’ye uğramıyor. Sanırım buradaki Türkçe e kitap kaynağının yetersizliği, Türk insanının alım gücü ve yine Türk insanının kitap okuma oranları bu eğilimi haklı gösterebilir. Öte yandan Sony’nin Pocket Edition‘u 199$ fiyat etiketine sahip ama bu ürünler nasıl oluyor da Türkiye’ye gelirken 3 katı fiyata çıkıyorlar anlamak mümkün değil.
Gelelim esas konumuza çünkü hali hazırda 15 Nisan’ı geçeli 2 gün oluyor. Ben İdefix’in uzun zamandır bu işe hazırlandığını ve 20′den fazla yayınevi ile anlaşınca şöyle dolu dolu bir arşiv ile geleceklerini düşünerek fazlaca heyecan yapmıştım. Yani sonuçta Apple’ın iBook mağazasında 60bin, Amazon’un elektronik kitap mağazasında 450bin e-kitap mevcut. İdefix ise açılışı Can yayınlarından 22 kitap ile yaptı. E-kitap sayfalarında ise sadece Can Yayınlarının kitapları mevcut. Diğerler yayıncıların e kitaplarına şuradaki sayfadan ulaşabilirsiniz. Tabi bu yayıncılarının en iyisinin 5 adet e kitaba sahip olduğunu söylersem sanırım neden sadece Can Yayınlarının kitaplarının listelendiğini anlamış oluruz.
Bağlamak gerekirse elektronik kitap dünyada olduğu gibi Türkiye’de de oldukça yeni bir kavram ve henüz emekleme aşamasına bile gelemedi, kafasını düz tutmakla meşgul. Basılı kitaplar elektronik ortama aktarılmadıkça cihazlar satın alınmaz ve Türkiye’ye gelmez, cihazlar satılamadıkça da kitaplar elektronik ortama aktarılmaz. Döngüyü birilerinin kırması lazım. Ben kendi adıma nispeten uygun fiyatlı e kitaplar Türkiye’ye gelmeye başladığı zaman bir tane edineceğim (büyük ihtimal dokunmatik ekranı olmayan, müzik çalmayan, resim açmayan, e ink teknolojisine sahip sadece işini yapan ucuz bir model olacak). Ondan sonra iş yayıncılara düşüyor. Bu arada kısıtlıda olsa varolan elektronik kitaplarının fiyatlarına baktığımız zaman, henüz best seller kitaplar çevrilmediği için, zaten ucuz olan kitapların yaklaşık %20 daha ucuza e kitap olarak satıldıklarını görüyoruz. Bu oranın %50 olmasını diliyorum, birçokları için e kitabın korsan kitaba alternatif olabilmesi için.
Öyle ya da böyle 2010 15 Nisan ilerde bir devrin başladığı tarih olacaktır, sadece henüz bunun farkında değiliz.
Şu kitabın sayfalarını koklayamadan, onlara dokunamadan, “hissedemeden” kitap okuyamayanlara hastayım. Bu eskiye özlem, afili tasarıma sahip yeni teknolojiyi kabul etmeme durumu hemen her devir teslim töreninde vuku buluyor sanırım. Çok uzaklara gitmeden müzik teknolojisini ele alalım. Gerçek sesi kaydetme fikrinden, plak, kaset, cd ve mp3′e uzanan yolda, her basamakta aynı tartışmaları yaşamışızdır. Plaktan kasede geçerken söylediğimiz her şeyi kasetten cd’ye geçerken de söylemişizdir. Açıkçası ben kasetten direk mp3′e atlamış bir jenerasyonun mensubu olarak yeni teknolojiye direnenleri hiçbir zaman anlayamadım.
Mevzumuz olan elektronik kitaba sığ bir yaklaşımla basılı yayını öldüreceği düşünüldüğünden olsa gerek çok fazla tepki veriliyor. Oysa o insanların unuttuğu çok önemli bir şey var ki o da elektronik kitabın sadece roman okumak için tasarlanmadığı. Orada her zaman ihtiyaç duyacağı dökümanları ve makaleleri yanında taşımak, ihtiyaç anında başvurmak zorunda olan insanlar var. Onlar elektronik kitap teknolojisinin gelişmesine bel bağlamış durumdalar. Otobüste kitap okumaktan ziyade bir sürü dokumanı yanında taşımak zorunda olan insanlardan bahsediyorum.
Ayrıca şu yazımda değindiğim e-ink (elektronik mürekkep) teknolojisi elektronik kitabın olabildiğince normal kitaba yakın bir okunma performansına sahip olmasını sağlamıştır. Gözleri yormayan, arkadan aydınlatmalı olmayan, normal bir kitabı nerede okuyorsanız elektronik kitabı da aynı yerde aynı şartlarda okuyabildiğiniz cihazlar geliştiriyorlar. Onlarca kitabı daha ince, daha hafif bir cihazda, aynı şartlarda üstelik daha fazlasıyla birlikte okumak beni cezbeden bir şey. Misal kitap okurken aynı zamanda arka planda hoş, dinlendirici bir müzik çalmak ve bu ikisini aynı cihazla gerçekleştirmek hoş olurdu.
Öte yandan elektronik kitabın yaygınlaşmasının kaç tane ağaç kurtaracağını, basım maliyeti olmadığından daha ucuz olacağını ve daha çok kişinin kitap okumasını sağlayacağını sanırım göremiyoruz.
Her şey bir yana, birkaç fantastik dergi ya da gazete dışında yayınlarını sadece elektronik ortamda çıkaracak bir firma düşünemiyorum. Çok uzun bir süre boyunca hem elektronik hem basılı yayın devam edecektir. Daha sonra ibre yavaş yavaş elektroniğe kayacak ve belki biz göremeyeceğiz ama bizim çocuklarımız kitabın kokusuna, dokusuna hasret yaşayabilecektir. Günün birinde firmalar, herkesin taşınabilir mp3 çalara veya bir elektronik kitaba sahip olduğunu farkettikleri an kitap/dergi basmayı sonlandırabilir ya da cd/kaset teknolojisini gömerek çevirimiçi müzik satmaya ağırlık verebilirler.

Kategoriler
Etiket Bulutları
Blog RSS
Yorum RSS
Son 50 Yazı
Geri
Boş
Yaşam
Yeryüzü
Rüzgar
Su
Ateş
Işık « Varsayılan