Eğer siz de videoları buffer etmekten sıkıldıysanız ve onları her seferinde yüklenmesini beklemek yerine bilgisayarınıza indirip çevirimdışı da izlemek istiyorsanız ve elbette Linux kullanıyorsanız ihtiyacınız olan programın adı DamnVid.
DamnVid sizin için en popüler onlarca video izleme sitesinden videoları indiriyor ve dilerseniz convert ediyor.
DamnVid’in ayrıca kendi tarayıcısında video arayıp, direk indirme özelliği var ki Youtube’den video izlemek için ideal bir yöntem.
DamnVid uygulamasını yüklemek için şu adımları izleyin.
sudo add-apt-repository ppa:damnvid/ppa
sudo apt-get update
sudo apt-get install damnvid python-gdata
Yükledikten sonra uygulamaya “Uygulamalar” > “Ses ve Video” bölümünden ulaşabilirsiniz.
Kaynak: OmgUbuntu
Eğer bir Gnome kullanıcısıysanız ve Gnome’un standart menü panelinden sıkıldıysanız elinizde birçok alternatif mevcut. Ben burada en güzel 3 tanesini paylaşacağım.
GnoMenu tema desteği olan, tamamen fonksiyonel bir menüdür. Ayrıca Gnome-Panel, Avant-Window-Navigator, Cairo-Dock, XfApplet, Kde Plasma gibi uygulamalar tarafından desteklenir. Ubuntu 9.10 ve 10.04 kullanıcıları yüklemek için şu adımları izlemelidir.[*]
sudo add-apt-repository ppa:gnomenu-team/ppa
sudo apt-get update
sudo apt-get install gnomenu
Yükleme işlemi bittikten sonra menü panelini, herhangi bir panelinize sağ tıklayıp “Panele Ekle” diyerek listeden GnoMenu uygulamasını bulup panelinize eklemelisiniz. Dilerseniz orjinal Gnome Panelin yerine de kullanabilirsiniz.
“Gnome masaüstü için basit menü ve çalıştırıcı.” Resimlere bakacak olursak aralarındaki en başarılı uygulama bu olsa gerek. Lakin ben Ubuntu 10.04 sürüme yüklemeyi başarsam da panele eklemeye başaramadım. Ama siz yine de uygulamaya bir şans tanıyın.
USP, tamamen özelleştirilebilir arayüzü ile tek pencerede kolay ve kullanışlı bir erişilebilirlik sunuyor. Uygulama ayrıca tema ve eklentilerle tamamen size özel bir hale getirilebilir. Tasarımı tamamen hızlı erişilebilirlik için özelleşmiş uygulama Ubuntu 9.10 ve 10.04 kullanıcıları için şöyle yükleniyor.[*]
Bu da benim favorim. Linux Mint kullandığım dönemde en çok menü paneline hayran kalmıştım. Kategorize şekilde sıralanmış sık kullanılan uygulamalar dışında tüm uygulamalar arası geçiş harika. Ayrıca ctrl + windows kısayolu ile çalıştırılabiliyor. Yüklemek için şu adımları uygulayın.[*]
wget http://packages.linuxmint.com/pool/main/m/mintmenu/mintmenu_4.9.9_all.deb
wget http://packages.linuxmint.com/pool/main/m/mint-common/mint-common_1.0.5_all.deb
wget http://packages.linuxmint.com/pool/main/m/mint-translations/mint-translations_2010.05.14_all.deb
sudo dpkg -i *.deb
sudo apt-get install -f
Bilmeyenler için bbPress, WordPress ekibinin geliştirdiği gördüğüm en harika forum scriptidir. Açık kaynak kodlu olması bir yana, sadeliği ile gönlümde taht kurdu gerçekten.
Bugün bbPress ile cebelleşirken internetteki verilerin oldukça eski olduklarını farkettim. WordPress Türkiye ekibinin konuyla ilgili sayfaları bbPress’in 0.9.0.2 sürümünden kalmakta. Oysa bugün 1.0.2 Bechet sürümü yayınlanmakta. Dolayısıyla dil dosyalarındaki köklü değişiklik ve bazı teknik ayrıntılar yüzünden uzun süre debelenip durdum. Aynı sorundan müzdarip birileri çıkarsa yardımcı olması açısından bu yazıyı yazıyorum.
Öncelikle teknik değişikliklerden bahsedeyim. Önceki sürümlerde bbPress sürümünüzü Türkçe yapmak için bb-includes dizinine “languages” isimli bir klasör oluşturuyor ve içine “tr_TR.po” adındaki dil dosyamızı kopyalıyorduk. Son olarak bb-config.php dosyamızdaki define(‘BBLANG’, ‘‘); satırını define(‘BBLANG’, ‘tr_TR’); satırı ile yer değiştiriyorduk ve işlem tamamlanıyordu.
Oysa şimdi bazı değişiklikler yapmışlar. Öncelikle sadece .mo dil dosyası atabiliyoruz. po uzantılı dil dosyalarını kabul etmiyor. İkinci olarak “languages” isimli klasörümüzü bb-includes içine değil direk ana dizine (root) kuruyoruz ve ismi de artık “languages” değil, “my-languages” olacak. Yine bu klasörüne içine .mo uzantılı dil dosyamızı atıyoruz ve bb-config.php dosyasındaki işlemleri aynen gerçekleştiriyoruz. Hepsi bu kadar. Sorun sadece iki sürüm arasındaki farklılıklardan kaynaklanıyor.
Türkçe dil dosyası olarak Emin Buğra Saral‘ın oldukça başarılı bir çevirisi mevcut. [*]Yalnız onun çevirisi po uzantılı olduğu için ben onu .mo olarak düzenledim. İndirmek isteyenler için:
Tabi şölen mevzusu ne taraftan baktığınıza göre değişiyor. Ben misal Efes Pilsen tarafından bakıyordum. Pek şölen havasında geçmedi bizim için maç. Geçtiğimiz çarşamba 2009-2010 Beko Basketbol Ligi’ni son maçla kapattık. Sezon Fenerbahçe Ülker takımının şampiyonluğu ile sonuçlandı. Geçen yıl benzer bir tabloda oldukça çekişmeli ve sinir harbi gibi geçen seri sonunda Efes sansasyonel bir şekilde şampiyonluğa ulaşmıştı. Hatta o kadar sansasyonel oldu ki Efes’li oyuncular sevinemeden soyunma odasına kaçmak zorunda kalmışlardı. Fenerbahçe Ülker’li oyuncular ve taraflarlar bu sene intikam almak istiyorlardı. Son maçın skoruna bakarsak da almış gözüküyorlar. (76 – 51)
İntikam gibi kelimeler hoş değil biliyorum ama Fenerbahçe’li taraftarların geçen yılı unutmadıkları her hallerinden belliydi. Öncelikle kendi evlerinde, saha avantajını çok iyi kullandılar. Stada girdiğimizden beri hiç susmayan, sürekli tezahürat yapan, ıslık çalan, hakemi, rakip takım oyuncularını sindirmeye çalışan, bu açıdan bakıldığında oldukça başarılı olan bir taraftar vardı. Efes Pilsen ilk hücumdan itibaren sahada istediklerini yapamadı. Yaratıcılıktan uzak, içeri penetrelerle bireysel anlamda birşeyler yapmaya çalışan bir Efes Pilsen izledik. Öte yanda Fenerbahçe Ülker top paylaşarak, sürekli boş adamı bularak ve içerideki kalıplı uzunlarını çok iyi kullanarak skor üretti. Birinci periyodun sonunda fark 20′lere çıkmış ve maç çoktan bitmişti. Benim için eziyet ondan sonra başladı. Hem çekişmeden uzak, basit bir maç izliyordum, hem de her Efes hücumunda sağır edici ıslıklara, her Fenerbahçe Ülker basketinde sağır edici anonsçuya maruz kalıyordum. Gerçekten, sahada olan her şeyi ağzının içine soktuğu mikrofonla anlaşılmaz bir şekilde anlatmaya çalışan bir anonsçu arkadaş vardı. Atıyorum biri faul alınca, top dışarı çıkınca, molalarda, basketlerde her olayı sanki görmüyormuşuz gibi aktarmaya ve taraftarı daha da gaza getirmeye çalıştı.
Taraftar ise resmen futbol kökenli bir grup fanatikti. Futbol stadyumlarında bağırıp çağırmak, davul çalmak, ıslak çalmak çok rahatsız etmez çünkü alan geniştir, üstü açıktır ama bu maçta resmen başım ağrıdı. Halbuki oraya oturup sakince maçımı izlemeye gitmiştim. Elbette tenis maçı izler gibi de izleyelim demiyorum ama her hücumda her saniye marşlar, anonslar, ıslıklar insanı rahatsız ediyor. Ne o insanlar izlediklerinden bir şey anladılar ne de biz. Efes taraftarına gelirsek, gördüğüm en centilmen, en kibar taraftar topluluğuydu (belki fazla kibar). Biraz da maçın erken kopmasından ötürü hiç sesimizi çıkarmadan maçımızı izledik.
Maç hakkında konuşmaya gerek yok. Sezon içinde iki takımında fazla maçını izlememiş olsam da tek maç üzerinden rahatlıkla bazı çıkarımlarda bulunabilirim. Efes Pilsen en başarılı olduğu yıllarda bir ekole sahipti. Türkiye’de hiçbir spor branşında, hiçbir spor takımının yapamadığı bir şeyi başarmış, başarıyı alışkanlık haline getirip kendi ekolünü yaratmıştı. Bu ekolün iki ana unsuru, gayretli savunma ve her daim genç ve yetenekli oyunculardı. Öyleki bir dönem milli takımın tüm oyuncuları neredeyse Efes Pilsen alt yapısından yetişmişti. Çarşamba günü gördüm ki ne Efes Pilsen’in üçüncü çeyreklerde maçı kopartan savunması kalmış, ne de Kaya Peker, Ömer Aşık, Ender Arslan jenerasyonundan sonra takıma bir genç katılmış. Bu oyuncular da kariyerlerinin zirvesini çoktan yaşadılar. Takımda enerji yok, onları ateşleyecek, başarıya hasret oyuncular yok. Bu noktada ibre tersine dönmüş diyebiliriz çünkü Fenerbahçe Ülker bayrağı Efes Pilsen’den devralmış. Bir zamanlar onun yaptığı kadar olmasa da yetenekli bir jenerasyonu A takıma entegre ediyor. Türk basketbolu açısından ise tehlike çanları bangır bangır çalıyor.
2010 yılında Türkiye’de yapılacak olan şampiyonada alınacak bir başarı belki televizyon ihalesinden, sponsorluğa, sezon maçlarına taraftar çekmeye kadar basketbolda biraz silkelenmemize neden olabilir. Zaten tüm oyuncular da bunun farkındalar. Ben her ne kadar milli takıma güvenmesem de birçok yıldızın dinlenme ya da sakatlık sebebiyle Türkiye’ye gelmeyeceğini düşünürsek, bir şansımız olabilir.
Son Dakika Haberi: Efes Pilsen yönetimi 2 senelik sözleşmesi sona eren Ergin Ataman’la yeni sözleşme yapmayacağını açıkladı. Adama yol vermişler yani. Yeni antrenör için gönlüm Aydın Örs’den yana.

Kategoriler
Etiket Bulutları
Blog RSS
Yorum RSS
Son 50 Yazı
Geri
Boş
Yaşam
Yeryüzü
Rüzgar
Su
Ateş
Işık « Varsayılan