27 Tem 2010 @ 11:46 PM 

Aylardır basit fotoğraf işlemleri için kah Gimp, kah Picnik, kah Picasa gibi uygulamalar kullanıyorum. Yaptığım şey çok basit. Öncelikle fotoğrafları kesiyorum (Crop). Daha sonra boyutlandırıyorum (Resize). Bu tabi bloga yollayacağım ya da Friendfeed gibi yerlerde paylaşacağım zaman geçerli. Özetle fotoğraf üzerinde herhangi bir düzenleme yapmıyorum. Sadece Crop ve Resize.

Gimp bu iş için fazla yavaş. Picnik desen upload et, düzenle, download et filan uğraşmaya değmez. Picasa ise gördüğüm kadarıyla sadece kesmeye izin veriyor. Yeniden boyutlama işlemini bulamadım. Keza Ubuntu’nun Görüntü Göstericisi, Viewnoir, F-spot filan derken hepsinin sadece kesme işlemini yaptığını, boyutlama işlemini yapamadığını fark ettim (ya da bulamamış da olabilirim?)

Neyse depolarda dolaşırken bugün gThumb diye basit bir fotoğraf göstericisi buldum. En temel fotoğraf işleme işlemlerini bünyesinde barındırıyor. Anında favorim oldu. Hem fotoları açış hızı gayet güzel, hem de çok basit bir arayüz içinde kesme, boyutlandırma, kırmızı göz giderme gibi fonksiyonların yanında siyah beyaz, soldur, negatif gibi efektler de uygulayabiliyor. Ayrıca kontrast ve renk ayarı da yapabiliyorsunuz. Özetle montaj ve profesyonel olarak ciddi bir çalışma işine girmeyecekseniz her türlü işinizi görecek minik bir program. Depolardan kurulabiliyor.

Eğer işlemleriniz bu minik canavarı aşacak düzeydeyse ikinci alternatifimiz Gimp’e başvurmak oluyor. Yeni 2.7.1 versiyonu ile tasarımda yenilenmeye gidip, tek pencere dönemine geçeceklermiş. İlerleyen günlerde indirilmeye sunulacak. Çok umutluyum bu yeni tasarımdan.

Yazan: Deniz
Son Düzenleme: 27 Tem 2010 @ 11:46 PM

E-mailLinkYorumlar (0)
Tags
 19 Tem 2010 @ 12:39 AM 

Google Picnik uygulamasını satın alınca hepimiz heyecanlandık. Özellikle satın almanın hemen ardından uygulamanın Picasa‘ya dahil edileceği ve ücretsiz olacağına dair haberler çıkınca. Hafta itibariyle ilk kez bu yönde bir atılım gördük. Henüz biz kullanıcılara kayda değer bir uygulama sunmasa da Picasa Web Albums içinden Picnik uygulamasına ulaşabiliyoruz.

Öncelikle sağda solda dolaşan yanlış bilgiyi düzelteyim. Picasa Google satın almadan önce bazı özelliklerini 25$ karşılığında Premium olarak sunuyordu. Hala öyle. Picnik’in harika filtreleri maalesef şu sıralar ücretli. Ama kullanıcıların en çok işine yarayacak temel özelllikler ücretsiz. Son gelişme ile Picnik’in tamamen ücretsiz olduğu doğru değil, hala eskisi gibi ücretli.

Picnik, artık Picasa Web Albums içinden kullanılabiliyor.

Öte yandan yapılan çok büyük bir yenilik yok. Sadece Picasa Web üzerinden “Edit in Picnik” seçeneğini seçtiğimizde ayrı bir frame içinde Picnik uygulamasını açıyor. Henüz Google hesabımızla siteye giriş bile yapamıyoruz. Benim kullanıcı olarak beklentim Picnik uygulamasının Picasa programına entegre edilmesi ve tüm özelliklerinin ücresiz olması. O zaman satın almanın bir anlamı olacak. Hali hazırda fotoğrafımızı Picnik’e yükleyip, düzenlememizi yaptıktan sonra tekrar Picasa’ya aktarma işlemini kolaylaştırmak dışında hiçbir yeni özellik gelmemiş.

Son bir hatırlatma. Fotoğrafta görülen özellikler sadece dilinizi ingilizce olarak ayarladığınız zaman aktif oluyorlar. Dil ayarınızı yukarıdaki “Ayarlar” bölümünden değiştirebilirsiniz.

Picnik’i bilmeyenler için de ayrı bir paragraf açalım. Online fotoğraf düzenleme uygulaması. Orta düzey bir kullanıcının ihtiyaç duyabileceği her türlü özelliği bünyesinde barındıran oldukça gelişmiş bir site kendisi. Henüz kullanmaya başlamadıysanız bence bir şans verin.

Yazan: Deniz
Son Düzenleme: 19 Tem 2010 @ 12:39 AM

E-mailLinkYorumlar (1)
Tags
 16 Tem 2010 @ 10:43 PM 

İnternetten alışveriş yapmanın avantajlı ve dezavantajlı birçok yönü var. Avantajları; yerimizden kalkmadan 2 tıkla istediğimizi almamız, çok fazla seçenek arasından dilediğimizi seçebilmemiz ve elbette çoğu zaman ucuz olması. Dezavantajları ise ürünü denemeden alıyor olmak ve elbette güvenlik. Çoğu kişi siparişten sonraki muhtemel 3-5 günlük kargo süresinde stres yapıp gastrit olmaktansa mağazaya gidip ürünü alıp gelmeyi hala tercih ediyor.

Ben sanal alışveriş ile fizikseli arasında bir denge tutturmuş durumdayım. Bir kere artık mouse pad bile alacaksam internete girip yorumları okuyorum. Alternatif ürünleri inceliyorum. En basit ürün bile bazen günlerce, bazen haftalarca süren inceleme aşamasından sonra alınıyor. Bundan zevk alıyorum.

Ürüne karar verirken aynı zamanda fiyat araştırması da yapıyorum. Mağazalarda ne kadar, internette ne kadar. Kayda değer bir fark varsa ve güvenilirse internetten alıyorum, hiç acımıyorum. İlle de mıncıklayıp almam gereken bir ürünse mağazaya gidip mıncıklıyorum. Daha sonra fiyat farkı çoksa eve gidip evden sipariş ediyorum. Çok değilse mağazadan alıyorum. Manyakça bir tutum farkındayım.

İnternet alışverişlerinizde birkaç temel noktaya dikkat ettikten sonra güvenlik konusunu rahatlıkla çözebilirsiniz. Bilmeniz gereken ne yaparsanız yapın %100 güvenliği sağlamanız mümkün değil. Ama paralarınızı yastık altında bile saklasanız evinize hırsız girmeyeceğini garanti edemezseniz. Dolayısıyla işte riskleri en aza indirmenin birkaç küçük püf noktası:

1) Bilgisayarınızın virüs ya da keylogger içermediğinden emin olun. Bilgisayarınızı her zaman güncel tutun. Bilgisayar güvenliği ile ilgili endişeleriniz varsa, misal internet üzerinden oldukça fazla ve yüklü miktarlarda alışveriş yapıyorsanız Linux dağıtımlardan birine geçin. Çünkü Linux dağıtımları daha güvenlidir.

2) Sanal kredi kartı kullanın: Çünkü sanal kredi kartında limiti siz belirlersiniz. Alışveriş yaptıktan sonra limitinizi sıfırlar ve böylece olası bir çalınma durumunda mağdur olmazsınız. Alışveriş esnasında başınıza bir şey gelirse tüm hesabınız hüpletilmek yerine sadece sizin belirlediğiniz limit hüpletilir.

3) Paypal kullanın: Çünkü Paypal internet üzerinden alışveriş yapmanın en güvenli yoludur. Sanal kredi kartınızı Paypal hesabınıza ekleyin. Paypal’ın ne olduğunu bilmiyorsanız sizi şuraya alalım.

4) Sadece güvenilir sitelerden alışveriş yapın: Bunun için siteden daha önce alışveriş yapmış diğer kimselerin site ile ilgili yazdıkları yazıları okuyabilirsiniz. Bazı siteler insanlardan parayı topladıktan sonra toz olmaktadırlar. Başınıza böyle tatsız şeyler gelebilir. Sitelerin kimin üzerine olduğunu, vergi numaralarını, ofis adreslerini, telefonlarını filan kontrol edin. İnternette köklü alışveriş siteleri vardır, onları kullanın.

5) Online bankacılık, Paypal ve alışveriş yapacağınız sitelerin şifreleri için en az 8 karakter uzunluğunda, büyük harf, küçük harf, rakam ve bir karakter (@, +, -, * gibi) içerecek şekilde güçlü şifreler seçin.

Gördüğünüz gibi gayet basit, hepsini zaten biliyordunuz değil mi? Bu adımları uygularsanız başınıza iş gelme ihtimalinizi en aza indirir, güvenli bir şekilde online alışveriş yapabilirsiniz.

Benim asıl bahsetmek istediğim mevzu yurt dışı alışveriş deneyimi. Bu konuda Amazon ve Ebay başı çekse de ülkemizde satılan ürünleri neredeyse 3′te 1 fiyatına satın alabileceğiniz, üstelik ürünleri ücretsiz kargolayan 2 yabancı site tanıtacağım. Ondan önce Paypal hesabı oluşturmak, Ebay’dan alışveriş yapmak, taklit ürünleri algılamak ve doğru satıcıyı bulmakla ilgileniyorsanız şuradaki videolu anlatımı okumanızı öneririm. Biz devam edelim.

Birinci adım sanal kredi kartımızı oluşturuyoruz (Bu şart değil, normal kredi kartı da kullanabilirsiniz ama güvenli olması açısından mutlaka sanal kredi kartı kullanın). Daha sonra Paypal hesabı açıp, sanal kredi kartımızın bilgilerini buraya ekliyoruz (Bu da şart değil ama öncelikle birçok yabancı ve Türkçe site Paypal kullanır.)

DealExtreme.com

Yurt dışı alışverişi deyince ülkemizde akla gelen ilk site DealExtreme olsa gerek. Gerçekten ülkemizde bu siteden alışveriş yapan çok fazla insan mevcut. En güzel özellikleri ürünleri ücretsiz bir şekilde kargolamaları. Burada dikkat etmemiz gereken şey ürünler posta hesabıyla PTT tarafından geliyor. Yani mektuplarda olduğu gibi kutuyu posta kutumuza bırakıp gidiyorlar. Kapıya kadar getirip imza karşılığı vermek yok. Kutudan kaybolursa sorumluluk sizde oluyor yani. Ayrıca takip numarası da olmadığı için ürünün yol boyunca başına gelenlerden bir haber oluyorsunuz.

Ben siteden defalarca ürün satın aldım. Hepside sorunsuz geldi ama en erken geleni 23 gün sürmüştü. Yani ürünü sipariş ettikten tam 23 gün sonra elime ulaştı. Aşağı yukarı 3 hafta sürüyor zaten. Süre 3 haftayı aşarsa mail atıp tekrar yollamalarını isteyebilirsiniz. Ya da PTT’ye gidip adınıza posta gelip gelmediğini kontrol ettirebilirsiniz.

Son olarak dikkat etmemiz gereken site Hong Kong menşeili. İçeriğindeki ürünler her şey 1 milyoncuda bulabileceğiniz türden Çin malı ürünler. Markalı bir ürün alacaksanız, atıyorum Kingston marka usb bellek alacaksanız ürününüz orjinal olmayabilir. Ürünlerin altındaki yorumlar tamamen objektif ve kullanıcılar tarafından yazılmış yorumlar. Ürün orjinal değilse çatır çatır yazıyorlar. Almadan onları okuyun mutlaka. Onun dışında sitede o kadar eğlenceli şeyler var ki her girdiğimde birkaç tane şey alasım geliyor. Hele 2$ Gadget diye bir bölümü var ki 2$ altı ürünleri listeliyor. Harika şeyler bulabilirsiniz o kısımdan. Bana kalırsa ilk alışverişinizi bu 2$’lık ürünlerden bir tane sipariş ederek deneyin. Kargoda bir sorun çıkmıyorsa alışverişe devam edebilirsiniz.

MyMemory.co.uk

Adından anlaşılacağı üzere ingiliz sitesi olan MyMemory ürünleri ücretsiz kargolayan bir başka güvenilir firma. Bu site DealExtreme’e göre biraz daha ciddi. İçeriğindeki tüm ürünler orjinal bir kere. İngiliz Sterlini üzerinden satış yapılıyor. Kulaklık üzerine özelleşmiş bir site diyebiliriz. Türkiye’den bu siteden kulaklık alan çok fazla insan var. Birkaçı ürünü almada sorun yaşasa da genelde herkes memnun. Çünkü sorun yaşayan arkadaşlar mail atınca paraları iade edilmiş.

Sitede iPod ve akssesuarları da satılıyor, hafıza kartları, cep telefonu gibi pahalı aletler de. Ama dediğim gibi zaman zaman kulaklıklarda %50′ye varan indirimler yapabiliyorlar. Bu tarz indirimleri yakaladığınız zaman alıyorsunuz zaten. Ben de sayısız defa alışveriş yaptım bu siteden. Bir kere Koss PortaPro kulaklık gelmemişti. Mail atınca paramı iade ettiler. Onun dışında aldığım tüm ürünler 1 hafta ile 3 hafta arasında değişen sürelerde elime ulaştı.

Sitenin fiyatları bir Amazon’a kıyasla daha pahalı ama Amazon’dan aldığınız ürünün kargo parasını ekleyince yine ucuza gelmiş oluyor. Hele Türkiye’deki fiyatlarla kıyaslarsak ayıp etmiş oluruz çünkü bazı ürünlerde ciddi ciddi 3′te 1 fiyatına almış oluyorsunuz ürünü. Hatta bu işi ticarete döküp, Türkiye’de 150 liraya satılan kulaklığı 50 liraya siteden alıp, Türkiye’de 100 liraya satan arkadaşlar da var. Herkes için karlı bir anlaşma.

Son olarak yurt dışı alışverişleriniz için bazı limitleriniz olduğunu bilmelisiniz. Öncelike çoğu durumda gümrük memurunun insafına kalmış durumdasınız. İsterseniz 10$’lık ürün alın, ürününüz gümrükte kalabilir. Böyle durumlarda çok fazla para ödemeden gidip ürününüzü ilgili yerden alıyormuşsunuz. Benim başıma henüz böyle bir şey gelmedi. Ürününüz gümrükte kalırsa sanırım evinize bir tebligat yolluyorlar.

Bunun dışında 150 euro’nun altındaki alışverişlerinizde gümrük vergisi ödemezsiniz. Hesabınızı buna göre yapın. Ayrıca ürününüz hediye paketi ile paketlenmişse ya da üzerinde hediye olduğu yazıyorsa ve tek ürünse de sorunsuz geçebiliyor. Aynı üründen birkaç tane almanız ticari olduğu anlamına geldiği için sorun çıkartabiliyor. Ve son olarak paketin büyüklüğü gümrükten geçip geçmemesi hususunda önem teşkil ediyor. Paket küçükse sorunsuz geçerken ağır ve büyük paketler ucuz olsalar bile sorun çıkartabiliyorlar.

Yazan: Deniz
Son Düzenleme: 16 Tem 2010 @ 10:43 PM

E-mailLinkYorumlar (1)
Tags
 16 Tem 2010 @ 9:41 PM 

Uzun zamandır internete uygulanan sansür ile ilgili bir şeyler karalamak istiyordum ama söyleyebileceğim her şey çoktan söylendiği için laf kalabalığı yapmak istemedim. Zaten birkaç gün önce yolladığım Friendfeed mesajımda internet sansürüne internet üzerinden tepki göstermenin anlamsız olduğunu yazmıştım. Çünkü internet üzerinden verdiğimiz tepki karar mercilerine ulaşmıyor bile. Basın internet sansürü ile ilgili bir şey yazmaktan kaçınıyor. Halkın tepkisel çoğunluğu gençler, internete giren kesimin çoğunluğu gençler ama bu iki küme yeterince kesişmiyor. Neyse, tam da hayalini kurduğum gibi, birileri tepkilerini fiziksel dünyaya taşımaya karar vermiş ve ortaya dahiyane bir organizasyon çıkmış. Sansüre Karşı Yürüyüş.

Yaz okulu dolayısıyla İstanbul’da olmadığım için maalesef yürüyüşe katılamayacağım ama bu yazıyı okuyan ve 17 Temmuz Cumartesi günü saat 17:00′da işi olmayan İstanbullular lütfen Taksim meydanına akın etsinler.

Organizasyonda eylem planı şöyle açıklanmış.

+ Taksim meydanında 17.00’da buluşuyoruz.

+ 17.30’da internet kablosunu keserek açılışı yapıyoruz ve yürüyüşe başlıyoruz.

+ Herkes 17.00 – 19.00 arası Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e twitter üzerinden “Biz Taksim’deyiz, siz neredesiniz?” twit’leri gönderiyor. (@cbabdullahgul) (#sansur hashtagi kullanilarak)

+ Yürüyüş boyunca, yıllar önce TRT sansürlerini eleştiren Devekuşu Kabare’nin söylediği, minik kelebek parçası sansürsüz şekliyle söyleyeceğiz: minik kelebek

+ Galatasaray Lisesi’nin önünde basın açıklamasını okuyoruz.

Ekşi Sözlük’ün avukatı Kanzuk’un sözlükte yazdığı yazıdan alıntı. “işçiler taksim meydanı’nı söke söke, dövülerek ama hakkederek aldılar. bu gösteri zaten izinli, o açıdan bir risk taşımamakta. sadece belli bir süre için bir arada olmamız, dikkate değer bir sayıyı yakalamamız halinde gayet işe yarayabilir.”*

Aynı böyle düşünüyorum. Hiçbir şey yapmasak, sadece orada kalabalık olarak bulunsak, durup beklesek, insanlar “ne oluyor, kim bunlar?” dese, gazetelerde haber olsa bile yeter. Yeter ki mecliste birileri “bunların keyfi yerinde, hiç tepki göstermiyorlar.” diye düşünmesin. Türkiye’de bir kesimin internete uygulanan sansürden haberi olduğunu ve bundan hoşlanmadığını onlara duyurmalıyız. Duyurmalıyız ki Diyanet İşleri Bakanına site kapattırma yetkisi verirken iki kere düşünsünler. İnternette yaptığımız her hareketi izleyebilme yasasını çıkartırken daha büyük bir tepki gelebileceğini bilsinler.

Yazan: Deniz
Son Düzenleme: 16 Tem 2010 @ 09:41 PM

E-mailLinkYorumlar (1)
Tags
 16 Tem 2010 @ 9:06 PM 

Henüz Tuxweet‘i duymamış Linux kullanıcısı var mıdır bilemiyorum ama varsa acilinden üye olup organizasyona dahil olması gerektiğini düşünüyorum. Linux Kullanıcıları Derneği tarafından yönetilen sistem açık kaynak mikroblog uygulaması olan Sharetronix altyapısını kullanıyor.

Özetle Linux için Twitter diyebileceğimiz sistemde karakter sınırı olmaksızın yazı, resim, video ve linklerimizi paylaşabiliyoruz. Ayrıca RSS’den veri çekebildiği için bloglarımızı ya da diğer RSS kaynaklarımızı dahil ederek kendi online kimliğimizi oluşturabiliyoruz. Bu bakımdan bir Friendfeed bile diyebiliriz. Elbette birbirimizin gönderilerini takip etme, yorum yazma gibi seçenekler de mevcut.

Tuxweet üzerinden beni takip etmek isteyenler için profil adresim

Yazan: Deniz
Son Düzenleme: 16 Tem 2010 @ 09:06 PM

E-mailLinkYorumlar (1)
Tags

 Son 50 Yazı
 Geri
http://denizatm.com
Temayı Değiştir...
  • [Çıkış Yaptı]
  •  
  • Kullanıcılar » 2
  • Yazılar/Sayfalar » 51
  • Yorumlar » 52
Temayı Değiştir...
  • BoşBoş
  • YaşamYaşam
  • YeryüzüYeryüzü
  • RüzgarRüzgar
  • SuSu
  • AteşAteş
  • IşıkIşık « Varsayılan