2012 Alternatif Enerjili Araba Yarışları

Var böyle bir şey. Her sene Tübitak bünyesinde düzenleniyor. Bu sene Kocaeli Körfez pistinde yapıldı.

İlk yarış güneş enerjisi ile çalışan araba yarışıydı. Toplam yanılmıyorsam 39 araba sıralama turlarında yarıştı. Bunlardan 20 tanesi Pazar günü yarışmaya hak kazandı.

İkinci yarış hidrojen enerjisi ile çalışan araba yarışıydı. Burada araba sayısı az olduğundan eleme yapılmadı. Toplam 18 araba vardı zaten.

Pist alanı oldukça güzel dizayn edilmişti. Her üniversiteye bir çadır verilmiş, güneş ve hidrojen arabaları birbirlerinden ayrılmışlardı. Ortam çok güzeldi. Ekipler son ana dek geliştirme yapmaya devam ettiler. Her çadırda hummalı bir çalışma vardı, ekipler sürekli birbirlerinden bir şeyler istiyorlar, birbilerine yardım ediyorlardı. Kesinlikle bir rekabet söz konusu değildi. Bu şekilde birçok farklı üniversiteden çok güzel dostluklar edindik.

İlk gün, cumartesi günü sıralama turu günüydü. Önce güneş arabaları çıktı sahneye. Araba sayısı çok olduğundan iki etapta yapıldı yarış. Bol aksiyonlu, akıllarda yer eden olayları ile son buldu bugün. Özellikle Sakarya Üniversitesi’nin Saguar arabasının yaptığı kaza ve İstanbul Üniversitesi’nin Socrat arabasının lastiklerinin patlaması ve oradan pite gelerek lastik değişimi yapmaları ve sıralamaya devam etmeleri, yarışta da birinci olmaları haftasonunun en büyük hikayesiydi.

Pazar günü Enerji ve Teknoloji Bakanı Güner’in teşrif edeceğini öğrendik. Önce tüm arabalar pite çıkarak kortej oluşturdular ve bakan Güner hepimizi selamlayarak yürüdü. Daha sonra güneş arabalarının yarışı başladı. Bu yarış sürerken Bakan Güner elenen üniversitelerden birinin arabasını denemekteydi.

Güneş arabaları yarışı sıralama turları kadar heyecanlı değildi. Socrat yanılmıyorsam üçüncü başladığı yarışta, ilk turlarda liderliği ele geçirerek, yarışın sonun kadar hatasız bir şekilde finish gördü. Günün ikinci yarışı ise hemen sonra başlanan hidrojen arabaları yarışı idi ki bu da benim de ekibinde yer aldığım arabanın yarışacağı anlamına geliyordu.

Bir kere şu bir gerçek ki güneş yarışları hidrojene göre daha fazla ilgi çekiyor. Bunda araçları hem daha hızlı gitmelerinin payı var. Hem de güneş yarışları daha uzun süredir yapılıyor ve bilinirlikleri daha yüksek. Bu bakımdan hidrojen yarışları tamamen ikinci plana atılmış durumdaydı. Üvey evlat muamelesi görüyordu.

Hidrojen arabaları güneş arabalarına göre daha kompakt yapıda, daha yavaş gidiyorlar ve teknolojileri henüz oturma aşamasında. Daha az üniversitenin ilgi gösterdiği yarışlar rekabetten uzaktı. Yarıştan aklımda kalanlar, Anadolu Üniversitesi’nin Hidroana isimli arabasının birkaç tur hızlı bir şekilde gidip, tüm araçları tokatladıktan sonra kenara çekip boşalan aküsünü 1dk süresince doldurduktan sonra yarışa tekrar devam edip, milleti tokatlayıp tekrar kenara çekerek yarışı bitirmesi oldu. Değişik bir stratejiydi ama birinci olamadılar. Daha yavaş, sürekli gitselerdi ne olurdu acaba diye düşündüm.

Bizim hidrojen arabasının mesela benzer bir sorunu vardı. Motorumuz hidrojen yakıt pilimize göre fazla iyiydi ve gereğinden fazla akım çekiyordu. Bu şekilde tam gaz gidersek 4-5 tur sonunda akülerimiz boşalacağından, daha yavaş gitmek gibi bir strateji izledik. Neticede yarışı tamamlamayı başardık ve 14 tur attık ama sonuç bizim açımızdan tam bir hayal kırıklığıydı. Yine de ilk kez katıldığımız yarışlarda, mekanik anlamda sorunsuz bir araba ortaya çıkartabilmek yüreğimize su serpti.

Bir parantez de Tübitak’a açmalıyım. Güvenlik kısıtlamaları bir yana, arabalar arasındaki farkı azaltmak, zenginin fakiri ezmesini engellemek adına yapılan bir takım kısıtlamalar sonucunda ortaya birbirinin tıpkısının aynısı 20 arabanın çıkmasına sebep oldu. Bunun böyle olacağı zaten belliydi ama orada kendi gözlerimle görmem beni daha çok şaşırttı. Arabayı yapma sürecinde deli gibi eğlendiğimden fazla şikayet etmesem de şimdi şimdi bu yarışların amacını ciddi ciddi sorgulamaya başladım. Sahi neden yapılıyor Formula G ve Formula H yarışları? Bilinirlik oluşturmak için deniyor. Şimdi bakıyorum, birkaç haber sitesinde “Bakan Güner Güneş Arabaları Yarışının Startını Verdi”den öteye gidemeyen bülten haber görüyorum. Sözlüklerde sonuçlar ilgili bir tane bile yazı yok. Kimsenin böyle bir yarış olduğundan haberi yok.

Genel şikayetim şu. 40a yakın üniversitenin bu yarışlara hazırlandı söyleniyor. Böyle bir potansiyeli birbirinin aynısı teknolojiye sahip, sadece kaportaları ve küçük birkaç tasarımsal farklılıkları olan arabaları yalandan yarıştırmak yerine, bu potansiyeli birleştirip ciddi inovasyon kaynağına dönüştürmek daha mantıklı olmaz mı? Oradaki arabaların hiçbirinde herhangi bir yenilik yoktu. Hepsi hazır teknolojilerin montajlanmış haliydi. Yarışmalar bu haliyle birtakım yabancı firmaları zengin etmekten öteye bir amaç taşımıyorlar benim gözümde. Arabanın yapımında katkıda bulunanlar çok değerli tecrübeler kazanıyorlar ama totalde Türkiye’ye sağlanan bir katma değer yok ki Tübitak’ın gözetmesi gereken şey budur. Bence acilen bu yarışların daha inovasyona yönelik, içerisinde ciddi yerli teknoloji barındıran bir şekle bürünmesi gerekiyor.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

6 + 13 nedir?
Please leave these two fields as-is:
ÖNEMLİ! Devam edebilmek için basit matematik sorunu çözünüz.