Google Picnik uygulamasını satın alınca hepimiz heyecanlandık. Özellikle satın almanın hemen ardından uygulamanın Picasa‘ya dahil edileceği ve ücretsiz olacağına dair haberler çıkınca. Hafta itibariyle ilk kez bu yönde bir atılım gördük. Henüz biz kullanıcılara kayda değer bir uygulama sunmasa da Picasa Web Albums içinden Picnik uygulamasına ulaşabiliyoruz.
Öncelikle sağda solda dolaşan yanlış bilgiyi düzelteyim. Picasa Google satın almadan önce bazı özelliklerini 25$ karşılığında Premium olarak sunuyordu. Hala öyle. Picnik’in harika filtreleri maalesef şu sıralar ücretli. Ama kullanıcıların en çok işine yarayacak temel özelllikler ücretsiz. Son gelişme ile Picnik’in tamamen ücretsiz olduğu doğru değil, hala eskisi gibi ücretli.
Öte yandan yapılan çok büyük bir yenilik yok. Sadece Picasa Web üzerinden “Edit in Picnik” seçeneğini seçtiğimizde ayrı bir frame içinde Picnik uygulamasını açıyor. Henüz Google hesabımızla siteye giriş bile yapamıyoruz. Benim kullanıcı olarak beklentim Picnik uygulamasının Picasa programına entegre edilmesi ve tüm özelliklerinin ücresiz olması. O zaman satın almanın bir anlamı olacak. Hali hazırda fotoğrafımızı Picnik’e yükleyip, düzenlememizi yaptıktan sonra tekrar Picasa’ya aktarma işlemini kolaylaştırmak dışında hiçbir yeni özellik gelmemiş.
Picnik’i bilmeyenler için de ayrı bir paragraf açalım. Online fotoğraf düzenleme uygulaması. Orta düzey bir kullanıcının ihtiyaç duyabileceği her türlü özelliği bünyesinde barındıran oldukça gelişmiş bir site kendisi. Henüz kullanmaya başlamadıysanız bence bir şans verin.
Oyunlar platformdan bağımsız olsa da (yani hem Linux’a, hem Windows’a hem de Macintosh’a yüklenebiliyor) bu tarz düşük grafikli (hatta 2d) ama oynaması zevkli, zekice oyunlar Linux’a has olduğundan ve elbette haberin orijinal kaynağı böyle uygun gördüğünden ben de bu başlığı attım.
Yaklaşık 5 sün sonra sona erecek kampanya ile toplamda 80$ eden 5 adet başından kalkamayacağınız şirin oyuna gönlünüzden ne koparsa verip sahip oluyorsunuz. Oyunlar şöyle:
Bir oyun özürlüsü olarak aralarından sadece World of Goo’yu duymuştum ve demosunu oynamıştım. Bir arkadaşım oyun ilk çıktığında buna benzer bir sistem ile ne kadar verirsen ver oyunun orijinal lisansına sahip olduğunu söylemişti de kaçırdığıma çok üzülmüştüm. Şimdi sadece World of Goo için bile bu işe girebilirdim -ki yanında 4 oyun daha veriyorlar. Bence kaçırılmaması gereken bir fırsat.
Sistem şöyle işliyor. Paypal, Amazon ya da Google Checkout hesabınız varsa, bu hesaplarınızdan biri ile şu adrese dilediğiniz rakamı yazıyorsunuz. E posta adresinizi doğru yazmanız gerekiyor çünkü oyunları indireceğiniz adres e postanıza yollanıyor. Çok hızlı bir şekilde tüm bu oyunları dilediğiniz platform için dilediğiniz süre boyunca indirip oynayabilirsiniz. Benim oyunla işim olmaz diyorsanız, bir arkadaşınıza hediye olarak da yollayabilirsiniz. Unutmamanız gereken şey, ödediğiniz para doğrudan hayır kurumlarına ya da oyunu geliştiren ekibe gidiyor. Bunun oranlarını seçebiliyorsunuz.
Biraz da rakamlardan bahsetmek gerekirse; ben bu yazıyı yazarken 50.819 kişi bu 5 oyunu satın almış. Ortalama 7.92$ ödenmiş (tabi siz 1$ bile ödeyebilirsiniz). Toplamda 402,264$ birikmiş. En fazla parayı ödeyen hayırsever 500$ ödemiş.
Özetle kaçırılmaması gereken, sadece destek olmak için bile girilmesi gereken bir kampanya olmuş. Bence bu 5 oyundan illaki biri sizin ilginizi çekecektir ve ödediğiniz miktarın hakkını verecektir. Ben en azından World of Goo oyununun kendi adıma bunu başaracağını düşünüyorum. Diğerlerini henüz denemedim. Tekrar altını çizmekte yarar var. Oyunlara ödediğiniz para ile hem Linux, hem Windows hem de Macintosh platformları için olan kurulum dosyalarını sınırsız süre boyunca indirebiliyorsunuz.
Linux zaten fazlasıyla kişiye özel olsa da burada kast ettiğim şey farklı. Herhangi bir Linux dağıtımı kullananlar bilecektir, sistemi yüklediğinizde içinde her türlü ihtiyaç düşünülerek konulmuş onlarca program kurulu gelir. Daha sonra bunları kaldırabilirsiniz elbette ama bu çok fazla uğraş demektir.
İşte bu ihtiyaç düşünülerek oluşturulmuş başarılı bir servis olan Reconstructor.org sitesini Pcnet Şubat sayısında fark ettim ve hemen denedim. Sistem özetle Ubuntu veya Debian tabanlı (ki Ubuntu zaten Debian tabanlıdır) tamamen kendinizin belirlediği özellikleri ve programları içeren bir sistem oluşturuyor. Oluşturma aşaması sunduğu yüzlerce depodan ötürü biraz zahmetli olsa da ödülü büyük. Teker teker neleri istediğinizi seçtikten sonra size hangi formatta imaj istediğinizi soruyor. iso, Vmware gibi popüler formatlarda dosyanızı indirerek tamamen size özgü Linux dağıtımınıza erişmiş oluyorsunuz.
Kitap takas sistemi ilk aklıma geldiğinde bunun çok zekice olduğunu düşünmüştüm. Çünkü bilirsiniz, bilgi paylaşıldıkça çoğalır. Evimde devasa kütüphanem yok. Sağda solda duran kitapları gördükçe kapladıkları gereksiz yerden dolayı ve boşu boşuna yer kapladıklarından dolayı içim cız ediyor. Çünkü çok az kitabı ikinci kez okurum. Atmaya ya da satmaya kıyamadığım/uğraşamadığım için kitaplarımı okuduktan sonra arkadaşlarıma veriyorum. İstiyorum ki muhteşem bir sinerji yakalayalım, kitabı verdiğim arkadaş okuduktan sonra birilerine versin, sonra o da versin filan… Neticede bugün Türkiye’de çok az kişi kitap okuyor (yamulmuyorsam 6 Türk senede 1 kitap okuyor gibi bir istatistik vardı).
Bu fikiri nasıl pratiğe dökerim diye düşünürken, bir yandan da internette yapılmış başarılı kitap takas sistemleri var mı diye araştırırken burnumun dibinde, bir süredir kullandığım Takas Merkezi sisteminin çok başarılı bir şekilde kitap takas işine girdiğini öğrendim. Üstelik böyle ödüllü mödüllü olmuş, güzel olmuş. Kendi projemden vazgeçip kitaplarımı Takas Merkezi’ne koymaya başladım.
Takas Merkezi’nden kısaca bahsetmek gerekirse, içinde paranın dönmediği, ister açık artırmayla ister hemen al fiyatıyla ürünlerinizi satabildiğiniz bir e-ticaret sitesi. Ürünleriniz puan üzerinden satılıyor ve buradaki 1 puan gerçek hayattaki 1tl’ye eşit oluyor. Örneğin cep telefonu satacaksınız ve 100 lira istiyorsanız ürünü 100 puandan satışa çıkartıyorsunuz. Biri gelip sizin ürününüzü aldığında hesabınıza 100 puan ekleniyor. İşte bu 100 puan ile sitede bulunan ürünler arasından istediğinizi alabiliyorsunuz. Ayrıca almak istediğiniz bir ürün olduğunda hesabınıza gerçek para ile puan ekleyebiliyorsunuz. Daha sonra ürün sattığınızda paranızı geri alıyorsunuz.
Kitap olayına dönersek, 1 aylığına sürecek kitap kampanyası ile kitaplarımız sıfır fiyatları baz alınarak satılacak. takasmerkezicom üye isimli havuz hesabında toplanıp satılarak, güvenliği sağlanan ticarette ayrıca komisyon ve kargo paralarımız da bu kampanya dahilinde hesabımıza puan olarak eklenecek. En çok değerde kitap satan üye ise Sagem Musicbox kazanacak. Ayrıntılar şurada.
Ödül filan değil de, hem korsana bir dur demek, hem de kitaba daha az para vermek için geliştirilmiş oldukça efektif bir yol bu. Üstelik neredeyse bir kitap parası olan kargo ücretlerinden de dolaylı olarak yırtmış oluyoruz. Bu arada, benim kafamdaki ütopik projede bana bir kargo şirketi sponsor oluyordu. Kitapları ücretsiz getirip götürüyordu. Ağaçlar kesilmiyor, korsancılar haram yemiyordu. Türkiye’de kitap okuma oranı bir anda fırlıyor, bu kültürel gelişime ön ayak olduğum için Nobel alıyordum.
Google Docs resmi blogundan yapılan açıklamaya göre önümüzdeki haftalarda devreye girecek yeni özelliklerle Google Docs’un kapasitesi 1gb’a yükselecek ve her dosya için upload sınırı 250mb olacak. Ayrıca Google sadece ofis dosyalarını değil, her türlü formatı destekleyecek. Bu özellik ile Google Docs’u verilerimizi kaydettiğimiz ücretsiz bir depolama alanı gibi kullanabileceğiz.
Benim üzerinde durduğum en önemli özellik bu. Hali hazırda Gmail’in verdiği 7gb alan için Gmail Drive gibi üçüncü parti yazılımlar ile, Gmail’imizi elverişsiz bir depolama alanı gibi kullanabiliyoruz. Dropbox gibi servisler ile ücretsiz 2gb’a kadar alana sahip olabiliyoruz. Microsoft’un Skydrive uygulaması ise 25gb alan vermesinin yanında 50mb dosya upload sınırı koyması ve klasörleri senkronize etmesinin dışında herhangi bir masaüstü upload yazılımı bulundurmaması ile sınıfta kalıyor.
Benim bu büyük firmalardan beklediğim, bir sürücü gibi kullanabileceğim, kısmen yüksek boyutlu, ücretsiz ve upload sınırı makul (250mb gibi) bir servisin olması. Google’ın Googlepages servisini iptal etmesi ile buradan kazandığı yüzlerce mb alanı kullanıcılara böyle bir depolama servisi olarak vereceğini düşünmüştüm. Bence Google bunu yaparsa çok ses getirir çünkü insanların bu tarz bir uygulamaya ihtiyacı var. Hali hazırda onlarca depolama alternatifi bulunmasına karşın hala insanların veri paylaşımı için ücretsiz Rapidshare servisini kullanmalarını başka türlü açıklayamıyorum.
Ek olarak, Google’ın, Gmail, Picasa ve Docs servislerinde sunduğu ücretsiz alanı yetersiz bulursanız cüzi miktarlar karşılığında hayvani boyutlara sahip oluyorsunuz. Örneklemek gerekirse senede 5$’a tüm bu servislerde 20gb alana sahip oluyorsunuz.
Akıllı telefonlarda flash desteği çok fazla gözetmediğimiz bir özelliktir. Genelde insanlar kameranın pikseline, çoklu dokunmatiğe ya da wireless gibi özelliklere bakarlar. Peki hiç bu muhteşem telefonlar ile internete girdiğinizde youtube.com’dan video izleyemeyeceğinizi düşündünüz mü? iPhone’da youtube uygulaması var demeyin. Tüm flash sitelerden bahsediyorum. Bugün internetteki çevirimiçi videoların %90′ı flash tabanlı. Bugün internet flash oyunları kaynıyor. Bugün siteler flash ile yapılıyor. Örnekleri çoğaltmak mümkün. Bugün ben hala Nokia 1100 kullanıyorsam sebebi keseme uygun flash destekli bir cep telefonu olmamasındandır.
Google’ın cep telefonunda ne gibi farklılıklar var diye bakınırken ve Google’ın bu hamlesi ile çok büyük bir hata yaptığını düşünmeye başlamışken birden full flash desteğini gösteren bir video ile karşılaştım. Bizzat Adobe çalışanı tarafından çekilmiş videoda eleman Nexus One ile flash oyun cenneti miniclip.com’a girerek bir oyun seçiyor ve takılmadan oynuyor. Yine bir başka sitede bulunan flash videoyu bufferlayarak izliyor. Tüm bu süreçte bir donma, kullanışlılığı azaltan en ufak bir yamulma yok. Ekran küçük, ama sitenin flashlı bölümüne zoom yapınca bu sorun da ortadan kalkıyor. Harkulade.
Google Nexus One’dan kısaca bahsetmek gerekirse, Avrupada 529$ fiyat etiketiyle satışa sunuldu. Bu fiyat anlaşmasız fiyat. Ayda 80$’a internet ve bedava dakika alternatifli 24 aylık taahhüt yapabiliyorsunuz.
Beni en çok etkileyen özelliklerinden biri de işlemcisi oldu. Üründe Htc Hd2 modelinde de gördüğümüz hayvansı 1GHZ Qualcomm işlemci kullanılmış. Bu şu sıralar akıllı telefon için en iyi işlemci alternatifi.
Ürün 4gb hafıza kartı ile geliyor ve 32gb’a kadar micro-sd kart destekliyor. 5mp auto focuslu, led flaşlı kamerası ve 3.5mm kulaklık girişi var. Ayrıntılar için Google Phone sitesine gidin. Zaten ürün sadece bu siteden satılıyor ve haliyle şu sıra Türkiye’ye gönderimleri yok.
Ürün hakkında yapılan yorumlar kısaca şöyle. iPhone’u tahtından etmekten uzak ama başarılı bir telefon olduğu yönünde eleştiriler var. Ayrıca bu Google ailesinin tek telefon modeli olmayacak. Cihazın donanımını Htc firması üstlenmiş ve yeri gelmişken Nexus One Android 2.1 işletim sistemi kullanıyor.
Açık kaynak projeler arasında en çok takdir toplayan, alanında yüzlerce dolara satılan Photoshop programına kafa tutan ücretsiz fotoğraf düzenleme yazılımı Gimp, yeni çıkacak Ubuntu The Lucid Lynx sürümünde yer almayabilir.
Geliştiriciler işletim sistemini her sürümde geliştirdiklerini ve bundan sonra da cd boyutunda tutmak istediklerini belirtip, sadece profesyonellere hitap eden Gimp yazılımını ön tanımlı olarak getirmemeyi planlıyorlar.
Gimp, resmi Ubuntu depolarından indirilmeye devam edecek, sadece işletim sistemi yüklendiğinde yüklü gelmeyecek.
Gimp gibi açık kaynağın göz bebeği konumundaki bir programın daha çok desteklenmesini isteyenler bu habere üzülürken, ön tanımlı gelen gereksiz bir sürü program olduğundan yakınanlar bunu memnuniyetle karşıladı. Neticede Gimp dileyen kişiler tarafından yüklenebileceğinden diskte yer işgal etmesi gereksiz gözüküyor.

Kategoriler
Etiket Bulutları
Blog RSS
Yorum RSS
Son 50 Yazı
Geri
Boş
Yaşam
Yeryüzü
Rüzgar
Su
Ateş
Işık « Varsayılan