Aylardır basit fotoğraf işlemleri için kah Gimp, kah Picnik, kah Picasa gibi uygulamalar kullanıyorum. Yaptığım şey çok basit. Öncelikle fotoğrafları kesiyorum (Crop). Daha sonra boyutlandırıyorum (Resize). Bu tabi bloga yollayacağım ya da Friendfeed gibi yerlerde paylaşacağım zaman geçerli. Özetle fotoğraf üzerinde herhangi bir düzenleme yapmıyorum. Sadece Crop ve Resize.
Gimp bu iş için fazla yavaş. Picnik desen upload et, düzenle, download et filan uğraşmaya değmez. Picasa ise gördüğüm kadarıyla sadece kesmeye izin veriyor. Yeniden boyutlama işlemini bulamadım. Keza Ubuntu’nun Görüntü Göstericisi, Viewnoir, F-spot filan derken hepsinin sadece kesme işlemini yaptığını, boyutlama işlemini yapamadığını fark ettim (ya da bulamamış da olabilirim?)
Neyse depolarda dolaşırken bugün gThumb diye basit bir fotoğraf göstericisi buldum. En temel fotoğraf işleme işlemlerini bünyesinde barındırıyor. Anında favorim oldu. Hem fotoları açış hızı gayet güzel, hem de çok basit bir arayüz içinde kesme, boyutlandırma, kırmızı göz giderme gibi fonksiyonların yanında siyah beyaz, soldur, negatif gibi efektler de uygulayabiliyor. Ayrıca kontrast ve renk ayarı da yapabiliyorsunuz. Özetle montaj ve profesyonel olarak ciddi bir çalışma işine girmeyecekseniz her türlü işinizi görecek minik bir program. Depolardan kurulabiliyor.
Eğer işlemleriniz bu minik canavarı aşacak düzeydeyse ikinci alternatifimiz Gimp’e başvurmak oluyor. Yeni 2.7.1 versiyonu ile tasarımda yenilenmeye gidip, tek pencere dönemine geçeceklermiş. İlerleyen günlerde indirilmeye sunulacak. Çok umutluyum bu yeni tasarımdan.
Eğer siz de videoları buffer etmekten sıkıldıysanız ve onları her seferinde yüklenmesini beklemek yerine bilgisayarınıza indirip çevirimdışı da izlemek istiyorsanız ve elbette Linux kullanıyorsanız ihtiyacınız olan programın adı DamnVid.
DamnVid sizin için en popüler onlarca video izleme sitesinden videoları indiriyor ve dilerseniz convert ediyor.
DamnVid’in ayrıca kendi tarayıcısında video arayıp, direk indirme özelliği var ki Youtube’den video izlemek için ideal bir yöntem.
DamnVid uygulamasını yüklemek için şu adımları izleyin.
sudo add-apt-repository ppa:damnvid/ppa
sudo apt-get update
sudo apt-get install damnvid python-gdata
Yükledikten sonra uygulamaya “Uygulamalar” > “Ses ve Video” bölümünden ulaşabilirsiniz.
Kaynak: OmgUbuntu
Eğer bir Gnome kullanıcısıysanız ve Gnome’un standart menü panelinden sıkıldıysanız elinizde birçok alternatif mevcut. Ben burada en güzel 3 tanesini paylaşacağım.
GnoMenu tema desteği olan, tamamen fonksiyonel bir menüdür. Ayrıca Gnome-Panel, Avant-Window-Navigator, Cairo-Dock, XfApplet, Kde Plasma gibi uygulamalar tarafından desteklenir. Ubuntu 9.10 ve 10.04 kullanıcıları yüklemek için şu adımları izlemelidir.[*]
sudo add-apt-repository ppa:gnomenu-team/ppa
sudo apt-get update
sudo apt-get install gnomenu
Yükleme işlemi bittikten sonra menü panelini, herhangi bir panelinize sağ tıklayıp “Panele Ekle” diyerek listeden GnoMenu uygulamasını bulup panelinize eklemelisiniz. Dilerseniz orjinal Gnome Panelin yerine de kullanabilirsiniz.
“Gnome masaüstü için basit menü ve çalıştırıcı.” Resimlere bakacak olursak aralarındaki en başarılı uygulama bu olsa gerek. Lakin ben Ubuntu 10.04 sürüme yüklemeyi başarsam da panele eklemeye başaramadım. Ama siz yine de uygulamaya bir şans tanıyın.
USP, tamamen özelleştirilebilir arayüzü ile tek pencerede kolay ve kullanışlı bir erişilebilirlik sunuyor. Uygulama ayrıca tema ve eklentilerle tamamen size özel bir hale getirilebilir. Tasarımı tamamen hızlı erişilebilirlik için özelleşmiş uygulama Ubuntu 9.10 ve 10.04 kullanıcıları için şöyle yükleniyor.[*]
Bu da benim favorim. Linux Mint kullandığım dönemde en çok menü paneline hayran kalmıştım. Kategorize şekilde sıralanmış sık kullanılan uygulamalar dışında tüm uygulamalar arası geçiş harika. Ayrıca ctrl + windows kısayolu ile çalıştırılabiliyor. Yüklemek için şu adımları uygulayın.[*]
wget http://packages.linuxmint.com/pool/main/m/mintmenu/mintmenu_4.9.9_all.deb
wget http://packages.linuxmint.com/pool/main/m/mint-common/mint-common_1.0.5_all.deb
wget http://packages.linuxmint.com/pool/main/m/mint-translations/mint-translations_2010.05.14_all.deb
sudo dpkg -i *.deb
sudo apt-get install -f
Last.fm‘i bilmeyen müzik severler acilinden öğrensinler. Ben şimdi burada, “Online müzik dinleyebildiğimiz ve dinlediğimiz müziklerin istatistiğini tutarak bizimle benzer müzik zevklerine sahip kişilerle sosyal ortamda arkadaş olmamızı sağlayan ve dinlediklerimizden yola çıkarak bize yeni ufuklar açan önceleri ücretsiz, şimdilerde ücretli harika bir sosyal müzik sitesidir.” desem haksızlık etmiş olurum. Çünkü Last.fm bundan çok daha fazlası, inanın bana.
Bilgisayarda müzik dinlemeyi sevmeyen ama müzik dinlemeyi seven ve neyi ne kadar dinlediğimi merak eden biri olarak Last.fm’i esasen istatistik amaçlı kullananlardanım. Last.fm’in esas mevzusu kendi yazılımı üzerinden bir nevi online radyo misali müzik dinlemenize olanak sağlamasının yanında kendi müzik arşivinizden dinlediğiniz şarkıların istatistiklerini de tutarak veritabanında biriktirmesi. Bu bakımdan iPod/iPhone üzerinden dinlenilen şarkıların istatistiğini Last.fm hesabımıza yollayabildiğimizi (Skroplamak) belirteyim. Bunun için şu ücretsiz yazılımı edinmenizi gerekmekte. Ayrıca Android telefonlar da unutulmamış. Hal böyle olunca acaba benim sahip olduğum Sony A818 mp3 çalar üzerinden de aynı işlemi yapabiliyor muyuz diye düşünmeden edemedim.
Sonuç olarak Zenses adında, esasen Creative Zen mp3 çalarlar için geliştilen Last.fm tarafından desteklenen henüz beta aşamasında bir yazılım buldum. Wikipedia sayfasına göre açık kaynak kodlu Zenses programı hali hazırda iRiver Clix, Sandisk Sansa, Samsung Yepp, Microsoft Zune, Toshiba Gigabeat Line ve elbette Creative Zen modellerinde sorunsuz çalışıyormuş. Zenses forumlarında Sony Ericcson‘un bazı cep telefonu modellerinde ve Nokia N900 modelinde çalıştığını söylemişler. Maalesef benim Sony A818 mp3 çalarımda denedim ve yazılım hangi şarkıyı kaç kere dinlediğim bilgisini cihazdan alamadı. Zaten forumda birkaç kişi daha beceremediğini belirtmişti. Yine Wikipedia’da bağlantı arabirimi olarak MTP (Media Transfer Protocol) kullanan cihazların desteklendiği söylenmiş, benim mp3 çalarım maalesef Sony’nin her şeyi ben bilirim tavrı yüzünden bu protokol ile çalışmıyor.
Özetle şayet kullandığınız mp3 çalar modeli destekleniyorsa Zenses uygulamasını şu anda sadece Windows üzerinde olmak kaydıyla mutlaka denemelisiniz. Kullanımı oldukça basit. Mp3 çalarınızı bilgisayara bağlayın, program zaten cihazı görecektir. “Fetch Tracks” butonuna basın, bundan sonrası doğaçlama, altta dinlediğiniz şarkılar listelenir büyük ihtimalle. Bu bilgileri Last.fm profilinize yollamak için “Authenticate with Last.fm” butonunu kullanın. Last.fm kullanın.
Sonunda Google devasa bir Google Account veritabanına sahip olduğunu anladı ve bunu kullanmaya karar verdi.
Yer imleri eşitleme özelliği Chrome’nin 4. sürümünde destekleniyor ve hali hazırda her platformun geliştirilme numarası farklı olduğundan şu anda kullandığınız sürümde bu özellik yer almayabilir. Dördüncü sürüm piyasaya çıktığında kullanmaya başlayabileceğiz. Özellik yer imlerimizi eşitlemeye yarıyor. Böylece farklı bilgisayarlardaki yer imlerimizi eşitleyebilir, formattan sonra yer imlerimizi geri getirebiliriz. Ek olarak yer imlerimizi “Anahtar” işaretli (Sağ üstte sağdaki) menüden “Yer işareti yöneticisi” özelliğinden, “Araçlar” ve son olarak “Yer işaretlerini dışa aktar” diyerek bilgisayarımıza kaydedebiliyoruz. Aynı şekilde “İçe aktar” diyerek de bilgisayarımızdaki yer imlerimizi Chrome’ye aktarabiliyoruz.
Uygulamamıza dönecek olursak, Bookmark Sync özelliğini Anahtar işaretli menüden “Sync Bookmark” özelliğini seçerek kullanıyoruz. Yer imlerimiz anında Google Docs hesabımıza aktarılıyor. İşte bu kısmı gerçekten çok faydalı olmuş zira Google Docs hesabımıza girerek yer imlerimizi kategoriler halinde görebiliyor ve istediğimiz siteyi tıklayarak ziyaret edebiliyoruz.
Son olarak Xmarks eklentisi Firefox tarayıcısında en başarılı yer imi eşitleme yazılımıydı. Chrome versiyonu da var yalnız şu sıra hatalarla boğuşuyor.
İlk sürümünden itibaren beklenen eklenti desteği nihayet geldi. Bir anda Firefox’un en başarılı eklenti üreticileri, eklentilerini Google Chrome’a entegre etmeye başladılar. Uygulamanın güzel tarafı eklentilerin yüklenmesi/kaldırılması için tarayıcının yeniden başlatmaya ihtiyaç duymaması. Hali hazırda yüzlerce eklenti yazılmış durumda. En beğendiklerimi aşağıda listeledim.
Bugün Ubuntu için yazılmış 2 adet faydalı program önereceğim.
Bu uygulama henüz 0.01 sürümü yayında olduğundan tam stabil sayılmaz. Ben en azından yükleme ve çalıştırma aşamasında sorunlar yaşadım. Yaptığı şey çok faydalı. Programların kaynak kodlarını (soruce kod) .deb uzantılı yüklenebilir paketlere çeviriyor. Böylece internetten indiridiğiniz kaynak kodlarını iki tıkla yüklenebilir hale getirebiliyorsunuz. Şurada ayrıntılı bir video ile anlatılmış.
Her Ubuntu kullanıcısının mutlaka sahip olması gereken bu program oldukça gelişmiş bir sistem yöneticisi. Sistemimizle ilgili her türlü bilgiye ve ayara bu program vasıtasıyla ulaşabiliyoruz. Öyle ki depoların, yüklenip kaldırılan programların ve önbelleğin temizliğini yaparak sistemi hızlandırıp diskinizden kayda değer miktarda yer açabiliyorsunuz. Başlangıçta çalışan programlara hükmedebiliyorsunuz. Depo listesini yenileyebiliyor, program güncellemelerini ve sistem güncellemesini otomatik yapabiliyorsunuz. Bunlar gibi önemli bir sürü özelliği var. Programı kendi sitesinden indirebilirsiniz.
Bugün sizlere iki adet eğlenceli Linux oyunu tanıtacağım. İleriye dönük planlarım arasında daha çok oyun tanıtmak olduğu için (1) yazdım.
Bildiğiniz gibi oyun firmalarının çoğu Linux’a direk destek vermiyorlar. Bunda Linux kullanıcılarının genelinin oyun sever olmaması büyük etken. Bu durum kaliteli, grafikleri güzel oyunlar çıkmasını engellese de açık kaynak dünyası başarılı oyunlar üretmeye devam ediyor. Windows platformunda oynadığımız oyunların neredeyse tamamını Wine uygulaması ile Linux platformlarında oynayabileceğimizi belirterek, bugün tanıtacağım oyunlara geçiyorum.
Bu eğlenceli oyunda Linux’un simgesi pengueni başrolde görüyoruz. Oyunda karlı dağların arasında sevimli penguenimiz ile kayarak olabildiğince fazla sayıda balık yakalamanın yanında süre bitmeden finish çizgisine ulaşmaya çalışıyoruz. Oyun yön tuşları ile oynanıyor ve hiç kolay değil. İlk seviyeyi geçemedim.
Linux dünyasında fazlaca tanınmasına rağmen bilmeyenler için bir kez de ben tanıtayım istedim. Neverball, muadillerini illaki bir yerlerde oynamış olacağınız, topu dengede tutma oyunu. Dengedeki topu mouse yardımı ile ilerleterek altınları topluyoruz ve yeterli sayıda altın topladığımızda kapı açılarak bölümü bitirerek bir sonraki bölümü aktif ediyoruz. Bu oyun da basit ve eğlenceli bir oyun.
Tanıttığım iki oyun da sistemi yormayan, basit, fazla grafik içermeyen ama boş vakitlerinizi değerlendirmek için birebir oyunlar. Zevkle oynayacağınızı umuyorum.
Bugün sizlere birbiri ile alakalı iki adet program tanıtacağım. Programlar elbette Linux dağıtımlarında çalışıyorlar. Windows muadilleri mevcut olmalı.
gDesklets programı masaüstümüze dilediğimiz uygulamaları ekleyip kaldırabildiğimiz bir nevi gadget. Bunlar arasında hava durumu, yapışkan notlar, ram ve işlemci yükü, işlemci sıcaklığı gibi illaki beğeneceğimiz uygulamalar mevcut. Bünyesinde sahip olduğu onlarca uygulamanın yanında internetten uygulama indirip kurabiliyoruz. Bu uygulamalar masaüstünde bir kutu içinde duruyor. Programı depolardan indirip kurabileceğiniz gibi gDesklets‘in kendi sitesini ziyaret ederek de kurabilirsiniz.
Bu uygulama gDesklets’den farklı olarak masaüstümüze bir hızlı başlat menüsü ekliyor. Macintosh yüklü bir sistem görmüş olanlar ne demek istediğimi anlamışlardır. Bu menüye dilediğimiz uygulamaları ekleyerek tek tıkla ulaşmamız mümkün oluyor. Elbette bu uygulama ile gDesklets’de kullandığınız gadgetların çoğunu kullanabiliyoruz ama gadgetlarımız bu menü üzerine diziliyorlar. Bu uygulamayı da depolardan ya da kendi sitesinden indirebilirsiniz.
Bu iki alternatifin dışında eğer Ubuntu kullanıyorsanız, üstteki panele sağ tıklayarak “Panele Ekle” seçeneğini seçerek program yüklemeden sisteminiz ile ilgili birçok uygulama ekleyebilirsiniz.
Linux dünyasında en çok tartışılan konuların başında antivirüse ihtiyaç var mı yok mu sorusu geliyor. Genel kanı “yok” fikrinde birleşse bile Windows kültüründen gelen pimpirikli kullanıcıların içi rahat etmiyor.
Windows platformu için ürettikleri başarılı ve ücretsiz antivirüsler ile tanınan bazı firmalar Linux için de bir antivirüs yazmış durumda. Bunlardan Avg, Antivir ve F-Prot yazılımlarının Linux için olan ücretsiz sürümlerini linklerden elde edebilirsiniz. Ben bugün size sadece Linux platformu için yazılmış başarılı bir tanesinden söz edeceğim.
Clamav kullanışlı arayüzü ve sistemi yormaması ile benim Ubuntu sistemimde tercih ettiğim açık kaynak kodlu antivirüs yazılımım. Kendisi, muadilleri gibi hem Windows hem Linux kullanan kişileri ya da Windows serverlarına bağlı bir Linux kullanıcısını olası Windows virüslerine karşı koruyor. Yani Linux için yazılmış virüsleri tarama özelliği yok. Virüs bulduğu zaman bunu silme özelliği de yok. Karantinaya alabiliyor sadece.
Bu özellikleri ile arka planda sürekli çalışması yersiz. Clamav, belli periyotlar arasında çalıştırılıp, sistem dosyalarınızı tarattırabileceğiniz bir program. Default ayarlarında sistem açılırken başlama özelliği yok. Virüs bulduğunda erken uyarı sistemi olduğunu da sanmıyorum açıkçası. Biz tarama emri verene kadar sessiz sedasız bekliyor.
Zaten oldukça sık güncellenen ve tüm dünyanın her noktasından feedback alıp, en ufak bir saldırıda buna karşılık koyabilen Linux dağıtımları için arka planda sürekli çalışan ve sistemi yavaşlatan bir antivirüs gereksiz olurdu.
Şayet tek bir işletim sistemi kullanıyorsanız ve o da Linux çekideğine sahipse antivirüs yüklemeniz gereksiz gibi duruyor. Yine de içiniz rahat etmiyorsa Clamav’yi şu adresten ya da depolardan indirip kurabilirsiniz.
Belki Frets on Fire adını hiç duymamış olabilirsiniz fakat Guitar Hero’yu duyduğunuzu düşünüyorum. Onu da mı duymadınız? Peki gitar çalmak ister misiniz? Ya da Rock Müzikle ilgilenir misiniz? Hepsinin cevabı hayırsa, bu yazıyla işiniz yok demektir.
Şayet tekine evet diyebiliyorsanız okumaya devam, çünkü sizlere açık kaynak uygulamalar arasında en beğendiğim oyunu tanıtacağım. İsmi başlıkta gördüğünüz gibi Frets on Fire ve o bir gitar simülasyonu. Öyle çok aman aman bir şey beklememekle birlikte bıkmadan usanmadan dinlediğim şarkıları klavyeyle bile olsa çalabilmek inanılmaz keyifli.
Oyunun Guitar Hero’ya göre oldukça önemli bir artısı var. İnternetten dilediğiniz şarkıyı indirip çalabiliyorsunuz. Guitar Hero’da olduğu gibi oyunun müziklerine muhtaç değilsiniz. Aynı zamanda GH modu indirip kurarsanız oyunun görüntülerini aynı Guitar Hero gibi yapmanın dışında çoklu oynanış motoruna da sahip oluyorsunuz. Yani bir arkadaşınızla biriniz bas ya da ritim, diğeriniz elektro gitar aynı şarkıyı çalabilirsiniz.
Oyundan kısaca bahsetmek gerekirse, klavye ile oynanıyor. Açık kaynak kodlu olduğundan hem Windows hem Linux platformlarında sorunsuz çalışıyor. Tercihen harici bir klavye alıp, gitar gibi tutarak çalarsanız aldığınız keyfi katlamış olursunuz.
Oyunu indirmek için tıklayın.
Şarkıları indirmek için tıklayın (üyelik gerekir). Şarkıları, oyun dizininin altındaki songs klasörünün altına atmanız yeterli.

Kategoriler
Etiket Bulutları
Blog RSS
Yorum RSS
Son 50 Yazı
Geri
Boş
Yaşam
Yeryüzü
Rüzgar
Su
Ateş
Işık « Varsayılan